Merhaba

4 yaşında olan oğlunuz birçok semptomu bir arada barındırıyor. Bağırması, tepinmesi,geceleri yatağı ıslatması, sakinleşmekte güçlük yaşaması, uykuya geçişte güçlük, öz bakım beceri ya da sorumluluk duygusu eksikliği. Fakat asıl dikkatimi çeken şey “hastalığı mı var acaba” sorunuz.

Yatağı ıslatması biyolojik ya da genetik kökenli olabilir bu konuda hekime başvurabilirsiniz. Fakat beni ilgilendiren tarafı acaba baskı var mı aile sorusu olacaktır.

Geceleri uykusu esnasında bağırması ve sakinleşmemesi bağlanma problemi yaşadığına işaret olabilir. Dediğinizi yapmaması sözlerinizin etkisini yitirmesi ile ilgilidir.

Çocuklar çok sözle değil az ve etkili sözle davranış değişikliği gösterir. Tek çocuk, zor çocuktur. Tek çocuklu ebeveynler genellikle çok çocuklu ebeveynlere göre daha kaygılıdır ve koruyucu ebeveyn tutumu gösterirler. Eğer mümkünse ben kardeş tavsiye edeceğim size. Çünkü çocuğunuzun kardeş ihtiyacı zamanı gelmiş görünüyor. Kardeş hem size hem de çocuğunuza iyi gelecektir.

Sevgilerimle

Merhaba

Oğlunuzun yaşını bilmem benim için önemli.

Tuvalet eğitimde kakaya geçişte çocuklar zorlanabilir. Sonuçta bir alışkanlığı var ve dilediği zaman size başvurmadan dilediği gibi bu işi hallediyor.

Rahat edebileceği çocuğunuzun vucut anotomisine uygun klozet aparatı alabilirsiniz. Geçişi kolaylaştırabilmek için sevdiği bir oyuncağını da yanına almasını söyleyebilirsiniz.

Kakasına bakması onu ürkütebilir, bu yönde tedbir alabilirsiniz. Muhtemelen 3 yaşlarında çocuğunuz ve vurmalar ile birlikte ağlama nöbetlerinden söz ediyorsunuz, bu yaş çocuğu engellendikçe hırçınlaşır. İzin verin… mümkün olduğunca izin verin çocuğunuza. Ta ki kendisine zarar verecek bir durum olursa yalnızca müdahale edin. Engeller saldırganlaştırır bu dönemde.

Tuvalet eğitimi karakter eğitimidir aynı zamanda.

Unutmayın çocuğunuz şuan karakter oluşturuyor.

Sevgilerimle

Merhaba

4 yaşındaki bir çocuk birden çok uyarıya genellikle kulak tıkar ve uyarı sonrası davranış tekrarı gösterir.
“Yanlış bir eylem sonrası” derken ifadeniz benim için belirsiz.
“Anne senin kızacağın birşey yaptım” diyerek sizi çağırması ve sizin o anda hissettiğiniz duygu aslında çocuk tarafından bir tepki ölçümüdür.
Sizin tepkinize göre çocuğunuz davranış geliştirecektir.

Sevgilerimle

Merhaba

Yaş aralığı çok yakın iki çocuğunuz var ve evet işiniz biraz zor.

İlk olarak çocuklarınız 4 yaşlarına gelene kadar anneanne, babaanne, teyze ya da hala varsa bu süreçte baba dışında ayrıca onların yardımları, yakın yaş aralığı olan çocuklu annelerde büyük kolaylık sağlar.

Anlaşamadıklarında oyun alanlarını ayrı tutabilirsiniz, daha bireysel oynayabilirler. 2 buçuk yaşındaki bir kız için dünya onundur kendisi merkez noktadadır. Büyük çocuk her ne kadar bilişsel düzeyde yaşça küçük olsa da neticede abla olduğu için büyük çocuğun haklarını gözetmeyi unutmayın.
Tutumlarınız eşit değil adaletli olursa belki dengeyi sağlamakta bu kadar zorlanmazsınız.

Sevgilerimle

Merhaba

3 yaşında bir çocuk 3 kelimelik kısa cümleler kurabilir.
Bahsettiğiniz üzere %75 söyledikleri anlaşılabilir ise bu gayet iyi. Bilişsel ve motor gelişimi de iyi olduğunu söylüyorsunuz. Herhangi bir problem durum göremiyorum anlattıklarınıza göre.

Dil ve iletişim becerisine nasıl katkıda bulanabilirim derseniz eğer; bol bol sohbet edin çocuğunuzla, her gün masallar okuyun, farklı ortamlarda farklı insanlarla iletişime geçmesini sağlayın, dil ve konuşma becerisini olumsuz etkileyen baskıdan uzak durun ve sevginizi eksik etmeyin 🙂

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Özlem Hanım
31 aylık bir çocuk aynı çizgi filmi defalarca izleyebilir ve her izlediğinde ilk kez izliyormuş gibi tepkiler verebilir. Ya da bahsettiğiniz gibi sevdiği bir sahneyi tekrar tekrar izlemek isteyebilir. Çizgi filmde geçen sahneleri taklit etmesi gayet normal çünkü çocuk gördüğü sembolleri hayal ederek farklı anlamlandırır ya da taklit eder. Çocuğunuz işlem öncesi dönemde yani mantıksal düşünme yeteneği gelişmediği için eylemleri düşünceye dayalıdır. Yani bu yaş çocuğunda mantık aranmaz, bahsettiğiniz neden sonuç ilişkisini kuramaz ve yeni fikirler üretemez. Ayrıca en önemli sembollerden biri de dildir. Bilişsel gelişimin temelinde dil gelişimi değil, dil gelişiminin temelinde bilişsel gelişim vardır. Çocuğunuzun bilişsel gelişim döneminde çok fazla çizgi film izlemesi onun konuşmasını geciktirebileceği gibi bilişsel gelişimini de yavaşlatabilir. Çocuğunuza çizgi film izletmek yerine çocuğunuzla daha fazla kaliteli zaman geçirmeye çalışmalısınız. Bu yönde kaygınız devam ederse bir psikolojik danışmandan destek alabilirsiniz.

Sevgilerimle

Merhaba

4 yaşa kadar çocuk henüz 2. doğumunu gerçekleştirmemiştir. Bu yaş çocuğu ebeveyninden ve birinci derece yakınlarından rol model alır ve sancılı bir dönemdir çünkü çocuk karakter geliştirir. Keşke olabildiğince evet deseniz ve çocuğunuzla olumlu frekansı yakalayabilseniz. “Hayır” kelimesi bu yaş çocuğunun en sevmediği kelimedir, bu kelime öğrenme güdüsüne “engeldir.” Siz bağırdıkça o inatlaşacak, siz korkuttukça ya pasifize olacak ya da daha fazla asileşecek. Ardından ne yazık ki davranış bozuklukları ile kişiliği şekillenecek. Baba ile tartışmalarınızın da elbette olumsuz etkileri vardır. Nitekim uyumlu ve mutlu ebeveynlerin uyumlu ve mutlu çocukları vardır.

Sevgilerimle

Merhaba

Tuğba Hanım;
Çocuğu cinsel istismardan korumanın yolu, mahremiyet eğitimidir. Mahremiyet eğitimi çocuğa 2 yaş itibariyle yavaş yavaş verilmelidir. Mahremiyet eğitimi uzunca bir konu olduğu için ana hatlarından bahsedeyim size; cinsel bölgelere anne, baba ve doktor dışında kimselerin bakamayacağı ve dokunamayacağı konusunda bilgi verilebilir fakat buradaki hassas konu ebeveynin davranışlarıyla mahremiyeti öğretmesidir. Örneğin çocuğunuz altını değiştirirken siz kafanızı hafifçe yan çevirerek onun haya etmesini sağlayabilirsiniz. Ya da çocuğunuz tuvaletteyken kapıyı kapalı tutabilirsiniz ve izinsiz girmemelisiniz. Başkalarının yanında çocuğunuzun üstünü değiştirmemelisiniz. Cinsel bölgelerine dokunulduğunda çocuğunuzun refleks geliştirebilmesi için o bölgelere zaruri durumlar dışında dokunmamalısınız. Bu saydığım birkaç konuya dikkat etmeniz bile çocuğunuzda mahremiyet bilincinin oluşmasını sağlayabilir. Ancak anne babasından başka çocuğunuzun kimseye yaklaşmasını ve kimseyi öpmesini istemediğinizi ifade etmişsiniz; siz mahremiyet eğitimini detaylarıyla çocuğunuza aşılarsanız zaten çocuğunuz yabancı insanların art niyetlerini hisseder ve rahatsız olur. Ama bu demek değildir ki çocuk anne ve babadan başka kimseye yaklaşmasın, öpmesin. Anneannesi, babaannesi, dedesi, teyzesi, halası, amcası, dayısı vs birinci dereceden akrabalarına çocuk elbette yaklaşmalı, öpmeli, onların da sevgileri ile duygularını beslemeli. Çocuğun duygusal ve sosyal gelişimi için akraba sevgisi ve ilişkisi de çok önemli.

Sevgilerimle

Merhaba

Değerli Sevda Hanım
Bağlanma döneminin içinde bulunan, annesinden ayrı düşmüş ve henüz 2 buçuk yaşında olan bir bebek… Bebeğin bu dönemde en önemli ihtiyacı olan anne teması, anne sevgisi ve anne şefkatinden ansızın yoksun kalması… Maalesef üzücü.
Bahsettiğiniz tüm bu semptomların ana kaynağı bebeğin bir anda annesiz kalmış olmasıdır. Bu bebek için bir travmadır. Buradan size ne kadar önerilerde bulunsam da bebeğe tam manasıyla iyi gelmeye yetmeyecektir. Bebeğin uzman desteğine ihtiyacı var. Yakın zamanda çocuk psikolojisi alanında uzmanlaşmış klinik psikologdan yardım almanızı öneririm.

Sevgilerimle

Müjde hanım benim 4 yaşında kreşe giden bir oğlum var bu yıl kreşe verdim devlet ana okulunda öğretmeniz bize bu yıl pskolij baskılar yaptı hem Veli olarak bana hemde 4 yaşında ki oğluma 2. Dönemden itibaren bana sürekli cocuğunuzun algısı kapalı cocuğunuzun beyni uyuyor diye söyledi sürekli bu kelimeleri bana tekrar etti üstelik diğer velilerin içinde bile bu kelimeleri cocuğum için söyledi ben bu konuyu müdüre kadar taşıdım ve şikayet ettim ama cocuğumu almadım oradan ve şimdi yılsonu gelmesine rağmen oğlum bana hala anne beni okulun bahçesinde bekle diyor normalde ferman kıpır kıpır duygularını gayet ifade eden bir cocuk olmasına rağmen okulunu hala benimseyemedi en son yaşadığımız sorun şu 23 Nisan da memlekete gidip geldik haftasonu olmak üzere 10 günlük bi tatildi oğlumu 23 Nisan’a katmadım şimdi yılsonu gösterileri var ve öğretmen bizi yılsonuna katmadı haberim olmadı halde benim cocuğum eve geliyor okulda yaptıkları provaları anlatıyor ve hep arkadaşlarının adını söylüyor oğlum sen niye kendi adını söyleniyorsun diyorum cocuğu sıkıştırıyorum öğretmenin seni oynatmıyor mu diyorum cocuk yok diyor bana çocuktur yanılıyordur düşüncesi ile tepkide vermiyorum kimseye meğersem benim cocuğum doğruyu söylüyormuş cuma günü öğretmen açıklama yapıyor velilere Çarşamba günü gösterimiz var diye bende yanına gidip hocam ( 2 yaşında) bebeğimle gelsem gösteriye olur mu diyorum oda bana doğru dönerek siz gösteride yoksunuz ki diyor cok moralim bozuldu o an demekki benim oğlum haklıymış diye geçti içimden ve şok oldum eve geldim bana mesaj atmış ki sizde gösteriye gelin fermana da kostüm aldım vs aradım sordum ki benim cocuğumu neden 1 hafta boyunca dışarda tuttunuz diğer cocuklar oynarken o kenar dan izledi dedim yok biz fermanla çalıştık dedi gösteride olmayan bi cocuğu nasıl oynatıyor anlamıyorum üstelik yalan da söylüyor 2 gündür bunları düşünüyorum cocuğumu okula yollamak istemiyorum yıl sonu gelmesine rağmen almak istiyorum öğretmenin bu yaptıkları benim cok pskoljimi etkiledi oğlum olayların cok farkında değil bana yardım edin okuldan alayım mı

Merhaba

Değerli Fatmanur Hanım,

Kimi öğretmenler lisans düzeyinde eğitim alsalar da aldıkları eğitim kendi eksik yönlerini fark etmelerine yetmeyebiliyor. Öğrenciye eğitim verebilmek için bir öğretmenin öncelikle kendi ruhunu eğitmesi gerekir. Ama maalesef durum her zaman böyle değil. Az sayıda öğretmen bu mesleğin aslında ne kadar kutsal ve değerli bir meslek olduğunun farkında.
Bir öğretmenin çocuğun ruhuna dokunmasıyla hayatı değişebilirken aynı öğretmen o çocuğun hayata olan heyecanını tek bir sözü ile söndürebilir.
Okul öncesi öğretmenleri diğer branşlardan farklıdır ve branş öğretmenlerden çok daha kritik bir görevi vardır. Çünkü karakter oluşumu 0-6 yaş dönemini kapsar ve okul öncesi öğretmenleri tam da bu kritik dönemde çocukların tüm yaşantısını olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek şekilde rol model olurlar ve bu dönem içinde eğitim verirler.
Dilerseniz bu yazdıklarımı bir değerlendirin ve çocuğunuzun öğretmenini değiştirip değiştirmemekte kararı siz verin.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Songül Hanım
Çocuğunuzun yaşından bahsetmemişsiniz. Sanırsam tuvalet eğitimine başladınız ve oğlunuzun kakasını tuttuğunu dile getiriyorsunuz. Tuvalet eğitimi çocuk eğitiminde önemli konulardan biridir. Karakter gelişimini, tuvalet eğitiminde yapılan yanlış tutumlar olumsuz etkiler.
Çocuklar kakası ile karşılaştıklarında vücutlarından çıkan şey onları ürkütebilir. Tavsiye edilen çocukların kakalarını tuvalet eğitimi esnasında görmemeleridir. Çocuk uzun süredir alışık olduğu yerden farklı bir yere tuvaletine yapmak istemeyebilir bu durumda ailenin çocuğa hoşgörülü yaklaşması gerekir. Ya da tuvaletini yaptığında olağan dışı tepkiler vermemesi gerekir(aferin, alkış, brova) Baskı ve stres çocuğun kakasını tutmasındaki önemli sebeplerdendir. Çocuğunuz uzun süredir kakasını tutuyorsa muhtemelen bundan sonra tuvaletini yapması da kolay olmayacaktır, çünkü bu canını acıtabilir. Bir süre sonra kakasını tutmasından dolayı canı acıdığı için de durum travmaya dönüşebilir. Songül Hanım’cığım, bir çocuk hekimine başvurarak oral yolla alınan ishal edici bir ilaç kullanabilirsiniz ve çocuğunuzun tuvaletini yapmasını sağlayabilirsiniz böylelikle o da rahatlayacaktır, aslında tuvalet yapmanın hiç de zor bir şey olmadığını hissedecektir. Bu süre içinde daha yumuşak gıdalar tüketmesini sağlayın ve düzenli tuvaletine oturtmaya çalışın. Kaygılanmayın, tuvalet eğitiminde sıkça yaşanılan bir durum bu. Unutmayın kaygınız çocuğunuza yansıdığında çocuğunuz da kaygı duyar.

Sevgilerimle

Merhaba

Sanırım tuvalet eğitimine başladınız. Kaka stres ile direkt ilişkilidir buna dikkat edin. Baskı uygulamayın. Kakanı yap, tutma şeklinde sözlerin yararı olmayacaktır. İlk kez kakası ile karşılaşan çocuk ürkebilir çünkü çocuk kakasını vücudundan çıkan bir parça olarak algılar böylelikle kakasını tutmak isteyebilir.

Tuvaletini tuttuğu için ise canı canı acır. 1 hafta boyunca tutarsa lavman yapabilirsiniz. Bu sayede çocuk tuvaletini kolaylıkla yapar ve tuvalet alışkanlığı düzene girer. Fakat hatırlatmak isterim ki tuvalet eğitimi çocuğun karakter gelişiminde önemli rol oynar. Bu dönemi çocukların sağlıklı şekilde atlatması gerekir.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Demet Hanım
Bebekler 1 yaşından sonra ellerine verilen yiyecekleri ağızlarına götürmekten çok keyif alır. 2 yaşına geldiğinde ise özerklik döneminin gelişimsel dürtüleri ile yiyeceği elinden almamanız için sizinle mücadeleye girer ve yiyeceği döke saça kendi yemek ister. İşte tam burada anne çocuğa müdahale edip çocuğun kendi yemesine fırsat vermeyip yedirmeye zorlar ise çocuk yemeğe karşı tepkiler oluşturabilir.
Açlık fizyolojik bir ihtiyaçtır, çocuklar da bu ihtiyaca karşı koyamaz bir süreden sonra yemeğe yönelir. Yemek yeme ve uyku bozukluğu fizyolojik bir rahatsızlıktan dolayı değilse kesinlikle psikolojik kaynaklıdır. Baskı yapmamaya çalışıyorum ve sinirleniyorum derken ben baskınızı hissettim Demet Hanım’cığım. Kızınızın lokmasını uzun süre ağzında tutması sizinle inatlaşmasından dolayıdır. Yemeğe karşı tepki oluşturmuş kızınız. Şöyle yapabilirsiniz, aile üyeleri hep beraber sofraya oturmaya çalışın, herkesin önüne nasıl ki tabaklarını koyuyorsanız kızınızın önüne de bir tabak koyun ve kendi yemeğini kendi yemesi için teşvik edin. Bir süre sonra emin olun taklit ederek yemeğe yönelecektir. Tabağına farklı şekilde sunumlar hazırlayarak yemeği keyifli hale getirebilirsiniz, yemek öncesi ondan küçük yardımlar isteyerek hem özgüvenini desteklemiş hem de bilinç altı kızınızı yemeğe hazırlamış olursunuz. Zorlama ve baskı çocuğu yemekten soğutur aynı zamanda çocuğun ruhsal gelişimine zarar verir.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Gamze Hanım,
Tırnak yeme ve parmak emme davranışı, 4 yaşın üstünde daha çok duygusal eksiklikler yaşayan çocuklarda görülür. 4 yaşın altında ise genellikle alışkanlıklardan ya da taklitten ileri gelebilir.
Bu davranışın nedeni alışkanlık ise, çocuğun eline bir meşgale verilebilir ve 6 ay devam eden süre ile alışkanlığından vazgeçirilmeye çalışılabilir.
Davranışın nedeni duygusal eksiklik ise, ailede, baskı eleştirel ortam, ilgisizlik ve sevgisizlik var mı bu konuda araştırma yapılabilir.
Önerim, ailenin problem davranışın köküne inmesi ve kaynağı tespit etmeleridir çünkü yüzeysel çözümler kalıcı çözüm getirmez, problem davranış kısa süre sonra tekrar eder.

Sevgilerimle

Merhaba

Normal şartlarda en geç 4 yaşa kadar bir çocuğun basit cümleler kurması beklenir. Yeğeninizin saldırgan davranışlar göstermesi kendini sözel olarak ifade edememesinden kaynaklı olabilir. İsteklerini “dile getiremeyen” çocuk beden diline başvurur, beden dili de muhatabın çocuğu anlaması için yeterli bir iletişim yolu değildir bu nedenle çocuk kendini ifade edemediği için saldırgan davranışlarda bulunur. Saldırganlığın nedeni konuşamama olduğu için, çocuğun saldırganlığı üzerinde değil gecikmiş konuşması üzerinde kafa yorulması gerekir. Yeğeninizi dil ve konuşma terapistine götürmeniz faydalı olacaktır.

Sevgilerimle

Merhaba

Değerli Kübra Hanım
3 yaşındaki çocuğunuzun fazla hareketinden, etrafa zarar vermesinden, sizinle inatlaşmasından dolayı anlaşılan zor durumdasınız. Fakat Kübra Hanım’cığım çocuğunuzun en hareketli dönemi içerisindesiniz. Onun bu davranışlarında hiç bir anormallik yok. Sizi zor durumda bıraktıran bir takım davranışlar sergiliyor olabilir oysa ki onlar da sizin tepkileriniz ile alakalı. Aslında bu zor durumu ortadan kaldırmanın yolu çok basit. Bu dönemin çocukları engellenmekten hiç hoşlanmazlar. Engellenmek ya da yasaklar onlara anlamlı gelmez. Böylelikle yaşanan durum anneye daha da zor gelebilir.
Çocuğunuza sınırlar koyun ve evinizi onun rahatça dolaşabileceği bir ortam olarak hazırlayın. Misafir gördüğünde daha çok yaramazlık yapmasının, altını kirletmesinin nedeni sizin dikkatinizi çekebilmek aslında. “Ben de buradayım beni farket anne” demek istiyor olabilir çocuğunuz o sırada. Ayrıca eğer 2. çocuk düşünüyorsanız tam zamanı, ideal kardeş aralığı zaman dilimindesiniz. Çocuğunuzun sizden beklediği ilgi ihtiyacının bir kısmını çocuğunuz kardeşi ile bu ihtiyacını gidererek duygusal ve sosyal olarak rahatlayabilir.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Elmas Hanım
Çocuğunuzun 2 yaşına kadar size aşırı düşkün olduğundan söz ediyorsunuz ve bu yaş dönemine kadar babası dahi olsa yabancı olan kimi görse ağladığını dile getiriyorsunuz. 34 aylık olduğunda ise şimdilerde babası ile kurduğu duygusal bağın biraz toparladığını fakat bu defa çocuğunuzu sütten 18 aylıkken kesmeniz ile çocuğunuzun kolunuza sürekli dokunmaya çalışması ve kolunuza sürekli yüzünü sürmesi sizi bunaltmış gözüküyor.
Elmas Hanım’cığım, 2 yaşına kadar çocuklar güvenli bağlanma sürecindedirler. Anneleri ile sıcacık bir bağ kurmak isterler ve küçük bir ayrılık dahi yaşamak istemezler. Tensel temas bu dönemin olmazsa olmazıdır. Emmek çocuğun sükunetini için elbette en önemli ihtiyaçlarından biridir fakat hiç emzirememiş anne de olmuş olsanız güvenli bağlanma dönemini sağlıklı geçirmiş iseniz sütten erken ayırmanız pek de problem oluşturmaz. Kimi bebekler hamilelik süreci ya da doğumsal nedenlerden dolayı ağlar, kimi bebekler fizyolojik ihtiyacından dolayı ağlar, kimi bebekler de güvenli bağlanamadığı için ağlar. Sürekli olarak kolunuza dokunması ve kolunuza yüzünü sürmesi oral dönemden kopmakta güçlük çektiğini gösteriyor olabilir. Bunalmayın, gevşeyin… Kızınız bağlanma sürecini bitirmedi ve annesinin tenine henüz doyamadı. Annesine dokunmasına izin verin. Siz de o size dokunurken karşılık verin. Siz de onun saçını okşayın, yüzünü sevin. Göğsünüze sarın kızınızı ki kızınız annesine doysun. Bağlanma dönemi sağlıklı atlatılırsa çocuk anneden ayrı da kalsa ağlamaz. Annesini aramaz. Anneye aşırı düşkün olan çocuklar yani anneye bağımlı olan çocuklar genelde anne ile bağlanamayan çocuklardır.
Çocuğunuz ile nasıl bir bağlanma süreci geçirdiğiniz konusunda bilgi sahibi değilim fakat yüzeysel olarak söyleyebileceklerim bunlar. İnşaallah faydam dokunmuştur.

Sevgilerimle

Merhaba

Değerli İlknur Hanım
Tuvalet eğitimi çocuğun karakter gelişimi ve psikolojisi ile yakından ilişkilidir. Geçirdiğiniz zor dönem çocuğunuzu psikolojik olarak etkilemiş olabilir. Çünkü tuvalet eğitimine başlamadan önce aileler bu dönemde çocuğa değişiklik yaşatmamalıdır. Örneğin, yeni bir eve taşınma, tatile çıkma, yeni bir kardeş gibi… Bir diğer önemli hata da tuvalet eğitimine başlayan çocuğun altının tekrar bağlamasıdır. Çocuğunuzun altını tekrar bağlamanız onun özgüvenine zarar vermiş olabilir. Çünkü tuvalet eğitimin başarılı sonuçlanması ile çocuk bağımsızlığa kavuşur. Özgüveni artar.
Eğer ki mesane kaslarında bir problem yoksa öncelikle sakin olun, sizin sakinliğiniz çocuğunuzu olumlu yönde etkileyecektir. İçe kapanıklık, anneye bağımlılık ve aile karşı saldırganlık ailenin çocuğa olan hatalı tutumları ile ilgidir. Tuvalet eğitimini hallettikten sonra, çocuğunuz ile bağlanma konusunda çalışmalar yapın. Anneden duygusal doyumu alan çocuk, sosyal ortamlara ayak uydurmakta güçlük çekmez. Çocuğunuza vakit ayırın, onu bolca sevin öpün okşayın, ona küçük sorumluluklar verin, sosyal ortamlarda bulunmaya gayret gösterin.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Pınar Hanım
2 küçük oğlunuzun olduğundan söz ediyorsunuz fakat hangi oğlunuz için sorunuzu sorduğunuzu net şekilde belirtmemişsiniz.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Sümeyye Hanım
Kızlarınızın hem yaşça küçük hem de yaş aralıklarının yakın olması sizi zorluyordur. Büyük olan kızınız için bahsettiğiniz davranışlar aslında gayet normal. O yaş dönemindeki çocuklar denilenin aksini yaparak ya da herhangi bir davranışı deneyimleyerek neticeyi görmek isterler ve netice ile karakterlerini şekillendirirler. Eğer anne öfkelenmiş ise çocuk da kendi istemediği davranış karşısında öfkelenecek, anne ceza vermiş ise çocuk da duyarsızlaşacak ya da anne ikna etmeye çalıştıysa çocuk da kendi sözünü daha da geçirecektir. Bu örnekler çoğaltılabilir…

Bilmeniz gereken konu, bahsettiğiniz bu davranışların gelişimsel özellik taşıyor olmasıdır. Dikkat etmeniz gereken konu ise tepkilerinizdir. Mesela “hayır” kelimesini “gerekmedikçe” kullanmayın ki çocukta bu kelime etkili olsun. Çocuk annesinin söylediği hayır kelimesi ile sınırlarını bilsin. Bazen de kimi davranışlarını görmezden gelebilirsiniz çünkü siz tepki verdikçe çocuk davranışı tekrar eder. Tepkisiz olmayı deneyebilirsiniz.

Sevgilerimle

Merhaba

Değerli Duygu Hanım
Çalışan bir anne olarak oğlunuzun ruhsal ve bedensel gelişimi için çalışmaya ara vermiş olmanız ve çocuğunuzun hareketliliği nedeniyle erken dönemde pedagoga götürmüş olmanız zaten ne kadar ilgili ve duyarlı bir anne baba olduğunuzu gösteriyor. Bu anlamda sizi tebrik ediyorum.

Anneanne, dede ve teyze tarafından çocuğunuzun çok şımartıldığından ve her isteğinin yerine getirildiğinden söz ediyorsunuz. Nasıl ki eksik gösterilmiş olan ilgi çocuğun duygusal gelişimine zarar veriyorsa aynı şekilde fazla gösterilen ilgi de çocuğa zarar verir. Elbette çocuğumuzu çok seveceğiz o bizim en kıymetlimizdir fakat gözden kaçırılan detay sevginin gösteriliş şekli yani ilginin ayarıdır. İlgi çocuğa “yeterince” gösterilmelidir, bu ne eksik ne de fazla olmalıdır. Fazla ilgi ile büyüyen çocuklar genelde doyumsuz,memnuniyetsiz ve mutsuz olurlar. Her istedikleri o an gerçekleşsin isterler. Empati becerileri gelişmez. Dünya kendilerinin etrafında dönsün isterler.

Ne yapmalıyım diye sormuşsunuz Duygu Hanım’cığım, bence her dediğini yapmayın. Hayatta her zaman siz ya da en sevdikleri olmayacak yanında. Herkes babaanne ve dedesi gibi fazlasıyla anlayışlı da olmayacak. Hayata hazırlamalısınız çocuğunuzu, eğer ki hayatta başarılı ve mutlu olmasını istiyorsanız her isteğini o an gerçekleştirmemelisiniz. Çocuk haz ötelemeyi öğrenmeli ve iradesi gelişmelidir.

Sevgilerimle