Merhaba

4-6 yaş arası erkek çocuğu annesini sevgi merkezi olarak görür ve ona büyük hayranlık duyar, çocuk annesini babasından kıskanır. Bu gelişimsel dönem çocuğun kişilik yapısına, gelişimine, anne-baba ile olan ilişkisine göre farklılık gösterir. Babasının annesine sarılmasını, öpmesini sevgi gösterisinde bulunmasını istemez.

Sevgilerimle

Merhaba

Elektronik aletler ile fazla zaman geçirmek çocuğun aile içi iletişimi zayıflatır, çocuğun bilişsel gelişimine, konuşma becerisine oldukça zarar verir.

Hatta kurduğu cümlelerdeki kullandığı kelime sayısını eksiltir, komplike cümleler kuramaz.
Dikkat eksikliği, odaklanamama, psikososyal davranışsal bozukluklar, içe kapanma gibi birçok problemin de nedenidir. Kuzeninin annesine bu mesajı okutabilirsin.

Sevgilerimle

Merhaba

Çocuklar arasında adaletli bir hakem olabilirsiniz elbette bunun bir sakıncası yok. Buradaki nüans büyüğün küçük gözünde ağabeylik statüsünün zedelenmemesidir.

13 yaşındaki büyük çocuk tam bir ergen ve henüz yeni ergenliğe girmiş 10 yaşında da bir kardeşi var. Küçük çocuk için ağabey çok kıymetlidir, her daim ağabeyinin yanında olmak ister, rol model aldığı önemli bir üstür o nedenle ağabeyinin sözünden çıkmak istemez.

Şimdi, dikkatimi çeken cümlenize değineceğim; “Küçüğe sürekli mal geri zekalı diye hitap ediyor. Yanından geçerken yanlışlıkla da dokunsa küçük ya çok kin ve öfkeyle vuruyor ya da anne hani sen vurma bana söyle demiştin cezasını ver diyerek onu dövmem için başımda bekliyor.”

Bu ifadenize göre ben 13 yaşındaki çocuğunuzda, aşağılanmış duygusu, değersizlik duygusu, öfke kontrolsüzlüğü ve kardeş kıskançlığını yoğun olarak hissediyorum. Bu duygular çocukta erken dönemde oluşur ve bu duyguların oluşumda en büyük faktör de ailedir. Acaba küçük çocuğu korumak adına büyük çocuğun fazla üzerine gidiyor olabilir misiniz? Ya da kardeşinin yanında ağabeyi uyararak ağabeylik gururunu incitiyor olabilir misiniz? Bunlar bir ergen için çok hassas dokunuşlar.

13 yaşındaki oğlunuz çocukluk döneminde bir takım duygusal eksiklikler yaşamış görünüyor. Belki problem davranışları vardı çocukluk döneminde fakat artarak devam etti hatta belki de pusuya yatmıştı ve patlamak için ergenliği bekliyordu. Bir de şöyle deneyin, siz hakem olun ve hakemliğiniz eşitlik ilkesine göre değil adalet ilkesine göre olsun.

Sevgilerimle

Merhaba

Çalışan annenin çalışmayan anneye göre işi maalesef biraz daha zordur. Bu nokta da eşlerin hem fiziksel hem de psikolojik desteğinin önemi daha da büyüktür. Çünkü annelik, eşden duygusal anlamda beslenmeye ihtiyaç duyar. Eşi tarafından sevgiye, ilgiye doymuş bir annenin anneliği de çocuklarına karşı daha sevgi ve ilgi doludur. Eşinden yeterince ilgi gören anne aldığı yaşam enerjisi ile çocuklarına pozitif enerji verebilir. Gergin zamanlarda bağırdığınızdan ve hemen ardından pişman olduğunuzdan söz etmişsiniz. Öfke her insanda var olan ve yeri geldiğinde boşaltılması gereken bir duygudur. Bağırmanızın nedeni de bundan ötürü. Kendi çocukluğunuzdan bu yana yaşadığınız olumsuz deneyimleriniz, iş hayatı stresi ve eşinizin ilgisizliği belli ki öfke sınırlarınızı zorlamış ve kontrolünüzü ele geçirmiş. Kendinize vakit ayırın, hobileriniz olsun, sevdiğiniz insanlarla görüşün ve en önemlisi eşiniz ile ilişkiniz için evlilik terapistinden alabiliyorsanız muhakkak bir destek alın. Çünkü mutlu çiftlerin mutlu çocukları olur bunu unutmayın.

Sevgilerimle

Merhaba

Kekemelik genelde 2-6 yaş arası başlar. Kekemeyi başlatan sebep fiziksel değilse, nedeni psikolojik olarak araştırmalısınız. 7 yaş ve sonrasında devam eden kekemeliklerde “dil ve konuşma terapisti”nden destek alınmalıdır.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Anna Hanım
Konuşurken bedenine vurmasının nedeni kelimeleri söylerken zorluk yaşamasıdır. Kekemelik kaygı ve stres içeren ya da kalabalık ortamlarda artabilirken, çocuğun yalnız bulunduğu ortamlarda hiç kekeleme olmaz çünkü çocuk kendisini heyecanlandıran bir uyaranla karşılaşmaz. Kekemelik 2-6 yaş arasında fiziksel ya da psikolojik nedenlerden dolayı görülebilir. 7 yaşını geçen ve devam eden kekemeliklerde “dil ve konuşma terapistine” başvurmanız uygun olur. Üzülmeyin, erken dönemde görülen kekemelik, alınan önlem ve tedaviler sayesinde kalıcı değildir.

Sevgilerimle

Merhaba

Asiye Hanım;

Çocuklar ilk 6 yaş dürtüleri ile hareket ederler. 4 yaşına kadar mülkiyet kavramı yavaş yavaş gelişir ve genellikle 8 yaşlarında bu kavramı idrak ederler.

Çocuğunuzda bu yaş aralığına denk geliyor. Kaygılanmayın fakat bu konuyu önemseyin. Çünkü 5-8 yaş arası çocuklarda çalma davranışı sık karşılaşılır ve temel sebeplerinden biri ilgi sevgi eksikliğidir.

Baskıcı ve mükemmeliyetçi ebeveyn tutumları da bu davranışa neden olabilir. Çocuğunuza kızmayın, ceza hiç vermeyin bu tepkiler davranışı pekiştirir.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Yeşim Hanım
Oğlunuz ön ergenlik dönemi içinde. Ön ergenlik, ergenlik dönemine adım atıldığı duygu ve davranışlarda dalganlanmaların kendini göstermeye başladığı bir süreçtir. Ergen çocuk alıngandır, sözler onu daha fazla incitebilir artık. “Soru sorduğumda ve kızdığımda daha çok sesini yükseltiyor ve öfkeyle karşılık veriyor”, şeklinde ifade etmişsiniz. Sorduğunuz sorular belki, ona göre sorgulayıcı olabilir ya da empatik değildir. Çocuğunuz öfkelendiğinde siz sakin kalmaya çalışın. Aksine sevgiyle yaklaşarak bu dönemi kolay atlatabilmesi için oğlunuza yardımcı olun. Kardeşi ile anlaşamaması ya da derslere karşı ilgisinin azalması ön ergenlik sinyalleri. Çocuğunuzun duyguları ve düşünceleri hız almaya başladı. Sizin tutumunuzla bu belirtilerin düzeyi artabilir ya da azalabilir.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Elif Hanım,

Kitaplarla kendini geliştiren ve doğru anne olma kaygısı taşıyan anne, doğru bir annedir. Rahat olun. Korku kültürüne gelince, ben toplumumuzda oldukça yaygın olduğunu düşünüyorum. Çünkü çocuğa bir davranışı korkutarak kazandırmak birçok ailenin uyguladığı yanlış bir yöntem. Kendinizin de korku kültürünün etkisinde kalmış olduğunuzdan söz ediyorsunuz fakat bu genel bir ifade olmuş. Size yardımcı olabilmem için keşke daha özele indirgeyerek sorunuzu sorabilseydiniz.

Sevgilerimle

Merhaba

Değerli Zeynep Hanım
İlgisiz, sorumsuz ve kötü davranışlar sergileyen her baba hem çocuğunu hem de çocuğunun annesi olan eşini ruhsal olarak olumsuz etkiler. Bu süreçte çocuğun duygusal gelişimi zarar görürken anne de fazlasıyla yıpranır. Boşanma kararı en son çare olmalıdır fakat yuvasına kol kanat germesi gereken babaların aksine ailesine verdiği psikolojik zarar boşanma süreci için bir neden olabilir. Dolayısıyla kimi zaman ne yazık ki boşanma kararı isabetli bir karar olabilir. Boşanma olgusundan daha çok erkek çocuğu etkilenir. Çünkü kız çocuğunun duygularını dışa aktarması erkek çocuğuna nispeten daha kolaydır.
Bir diğer olumsuz etkisi ise ortamda baba rolünün bulunmayışı çocukta cinsel kimlik gelişimi etkiler. Çocuğunuzun ergenlik dönemi içinde oluşu ve baba rolünün bulunmayışı çocuğunuzda ruhsal dalgalanmalara neden olabilir.

Baba figürü yerine geçebilecek örneğin bir dede bir dayı çocukta eksik kalan duygu ihtiyacını büyük oranda karşılayabilir. Çocuğunuzun duygu durumu, onun arkadaşları, dersleri hatta öğretmenleri ile uyumunu etkilemiş olabilir. Bu konuda öncelikle öğretmenleri ile konuşabilirsiniz. Sınıf arkadaşları tanışıp çocuğunuzun arkadaşları ile bağ kurmasına yardımcı olabilirsiniz. Okulunuzun psikolojik danışmanından destek alabilirsiniz.
Çocuğunuzun içinde bulunduğu ruhsal durumu, onun yaşantısını etkiliyor. Çocuğunuzun her dediğini yapmış olmanızı ben de doğru bulmuyorum fakat çocuğunuzun kimi isteklerini reddederken daha hassas olmaya çalışın unutmayın ki yavrunuzun bir kanadı yaralı.

Sevgilerimle

Merhaba

Değerli Kenan Bey
Kızınız ön ergenlik döneminde. Bu dönem çocukluk döneminin bitimiyle başlayan sarsıntılı bir dönemdir. Bu davranış ruhsal bir bunalım veya duygusal bir kaosun göstergesi olabilir. Bunun nedeni çocukluk döneminde yaşadığı travma, duygusal ve fiziksel saldırı/şiddet, taciz ve yakını kaybetme olabilir. Bir takım kişilik problemleri bu dönemde kendini göstermeye başlayabilir. Kızınızın kendine zarar vermesi ciddi bir problemdir. Bileğini kesmesini bıraktırabilmeniz bir uyarı ya da tek başına yapacağınız bir davranış ile mümkün değildir. Yakın zamanda bir uzmandan destek almanızı öneririm.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Nuray Hanım
Tik oluşumunun sebeplerinden en önemlisi “strestir.” Tikler “Tourette Sendromu” dışında genelde geçicidir. İlkokul çağlarında sıklıkla karşılaşılan bir durumken ergenlik çağlarının sonlarına doğru kaybolur fakat burada önem arz eden husus ailenin, öğretmenin ve arkadaş çevresinin çocuğa karşı uyarıcı olmayan yaklaşımıdır. Çocuğun sürekli tik sonrası uyarı alması,tik sebebiyle alay edilmesi ve günlük yaşantısında sık sık gerginlikler yaşaması durumu tiklerin kaybolma süresini uzatır ve kalıcılık riskini artırabilir. Fakat rahat olun, bu bir hastalık değil çocuğun yaşadığı strese karşı vücut tepkisidir. Örneğin oynağı stres dolu bir oyun bile çocuğunuzu etkileyebilir ya da izlediği bir çizgi filmin gergin bir sahnesi tik davranışını artırabilir.
Bu süre zarfında size tavsiyem, çocuğunuzu strese sokacak sebeplerden uzak tutmaya çalışın. Çocuğunuzu sevginiz, ilginiz ve şefkatinizle rahatlatın.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Nurgül,
Kaygılarından bahsetmişsin fakat kaygılar hayata engel olmaya başlarsa yaşanılan durum anksiyeteye dönüşür. Anksiyeteni oluşturan birçok neden olabilir. Çocukluğunda annenin sana olan kaygılı yaklaşımları, annen ya da yakınlarından biri ile ilgili yaşadığın bir travma, babayı kaybetme, kronik hastalıklar bu probleme neden olabilir. Yaşadığın sıkıntı seni daha fazla zora sokmadan bir uzman desteği almanı tavsiye ederim.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Beyza
Hayatında sevdiklerinin olması ve onları önemsiyor olman çok güzel. Her insan sevdiğinin hep yanında olmasını ister ve hiç kimse sevdiklerinden uzun süre ayrı kalmak istemez. Fakat bu güzel duygular kaygıya dönüşürse ya da kişi fazla beklentiler içine girip karşısındaki kişiye haddinden fazla duygu yüklerse yaşam zorlaşır. Kaygılar, korkular ve endişeler kişinin gölgesi olur adeta. Benim seni tanımadan senin için yorum yapmam doğru olmaz Beyza’cığım. Bence rahatlamak için klinik psikoloğa gidebilir, psikoterapi ile kaygılarından uzaklaşabilirsin.

Sevgilerimle