İçindeki Çocuğun Sesini Duy
Yaşın kaç olursa olsun, içindeki çocuğun yaralarını sarmak için asla geç kalmadın. Çünkü o çocuk hâlâ senin içinde, kimi zaman bir tebessümde, kimi zaman bir öfke patlamasında kendini belli ediyor.
- Çocukken sürekli eleştirildiysen, bugün basit bir hatanda kendine ağır yükleniyor olabilirsin.
- Çocukken sevilmediğini hissettiysen, bugün onay görmek için sürekli başkalarının beğenisine ihtiyaç duyuyor olabilirsin.
- Çocukken ihmal edildiysen, bugün yalnız kalmaktan çok korkuyor, sürekli birilerinin yanında olma ihtiyacı hissediyor olabilirsin.
- Çocukken çok baskı gördüysen, bugün otoriteyle karşılaştığında gereksiz yere sinirleniyor veya küçülüyor olabilirsin.
- Çocukken duygularını bastırmak zorunda kaldıysan, bugün sebepsiz mide ağrıları, baş ağrıları ya da öfke patlamaları yaşıyor olabilirsin.
İçindeki çocuk, sana sesini ya fiziksel (örneğin sebepsiz mide krampları, migren atakları) ya da ruhsal yollarla (örneğin ani öfke, yoğun kaygı, aşırı hassasiyet) duyurmaya çalışıyor. Yeter ki bu sese kulak ver ve kendi iç derinliklerine, kendine göstereceğin şefkatle in.
Duygular Çocukluktan İzler Taşır
Unutma ki içindeki çocuk mutlu olduğunda, üzüldüğünde, öfkelendiğinde, korktuğunda ve sevildiğinde ortaya çıkar. Yani bugün duygularını ifade ediş biçimin, senin nasıl bir çocukluk geçirdiğine işaret eder.
Çocukken hangi hislerle büyümüşsen, bugün duygularını onlar şekillendirir; duyguların düşüncelerini, düşüncelerin inançlarını, inançların ise yaşam biçimini oluşturur. Eğer acı duyguları kabullenemedin ve bastırdıysan, bu bastırılmış duygular yetişkinlikte farklı yollarla karşına çıkar.
Örneğin; çocukken sürekli susturulduysan, bugün toplantılarda fikrini söylemekten çekinebilir ya da kalabalık ortamlarda sesinin titrediğini fark edebilirsin. Çocukken kıyaslandığında ve yetersiz hissettirildiğinde, bugün başarılarının tadını çıkaramaz, hep daha fazlasını yapmak zorunda olduğunu hissedebilirsin. Çocukken ilgi göremediğinde, yetişkinliğinde eşinden ya da arkadaşlarından sürekli ilgi bekleyebilir, ilgisiz kaldığında derin bir hayal kırıklığı yaşayabilirsin. Çocukken öfkesini sağlıklı ifade edemeyen biri, bugün en ufak eleştiride parlayabilir ya da tam tersi, içine kapanıp hiç tepki veremeyebilir.
Beden Çığlık Atar
Kabullenemediğin acı duygular çoğu zaman bedensel hastalık olarak geri döner. Çocuklukta bastırdığın öfke, korku, kaygı ya da sevgisizlik hisleri, yetişkinlikte bedenin üzerinden kendini ifade etmeye başlar.
Gastrit ve mide sorunları, çoğu zaman içine attığın öfkenin ve sindiremediğin yaşantıların bir yansımasıdır. Bağırsak rahatsızlıkları, hayatı sindirememenin ya da sürekli baskı altında yaşamanın bedendeki çığlığı olabilir. Egzama ve sedef gibi cilt hastalıkları, çocuklukta yaşanan değersizlik hissinin “deriye” yansımasıdır; çünkü cilt, insanın dış dünyayla kurduğu sınırdır. Astım, çoğu kez çocuklukta yaşanan korkuların ve ifade edilemeyen sıkışmış duyguların nefese yansımasıdır. Migren, zihinde baskılanmış yoğun stresin ve kabullenilmemiş düşüncelerin bedensel ağırlığıdır. Fibromiyalji ise bastırılmış üzüntü ve çaresizliklerin, kaslarda birikmiş kronik ağrıya dönüşmüş hâlidir.
Bu hastalıkların birçoğu, aslında çocukluktaki acı duyguların bugünkü beden çığlığıdır. Sen geçmişte “görmezden geldim, unuttum” zannetsen bile, beden unutmaz. Çünkü beden, hatırlatıcıdır. Doktor doktor gezip çare bulamadığın bu rahatsızlıkların kökeninde, çoğu zaman bastırılmış duygular ve yaralı bir iç çocuk vardır. O iç çocuk, yıllar sonra bile “beni duy, beni iyileştir” diye bedenin aracılığıyla sana seslenmeye devam eder.
Çözüm: Şefkatle İyileşmek
Şunu bil ki, iyileşme şefkatle başlar. Kendine göstereceğin anlayış, kabullenme ve sevgi, hem ruhunun hem de bedeninin yaralarını sarmanın ilk adımıdır. İçindeki çocuğa “seni duyuyorum, buradayım, yanındayım” diyebilmek, en büyük şifa kapısını aralar. Çünkü içimizdeki çocuk, yıllarca susturulmuş olsa da, hâlâ görülmeyi ve sevilmeyi bekler.
Unutma; içindeki çocuğun yaralarını sarmak için bugün en doğru zaman. Yarın için atacağın her adım, bugünkü şefkatinle başlar. Kendine göstereceğin bu merhamet, yalnızca senin iyileşmene değil; ilişkilerine, aile hayatına ve hatta çocuklarına aktaracağın güvenli bağlara da dönüşür.
Ne kadar zaman geçmiş olursa olsun, yaşadığın kırgınlıkların derinliği ne olursa olsun, şifanın kapısı hâlâ senin elinde. Çünkü şifa, dışarıdan gelen bir mucize değil; içindeki çocuğa uzattığın elin sıcaklığıyla başlar.
Bugün, kendine söyleyebileceğin en güçlü cümle şudur:
“Geçmişi değiştiremem ama bugünden itibaren kendime şefkat gösterebilirim.”
Ve işte o anda, içindeki çocuğun gözleri yeniden parlamaya başlar.

