İnsan ne kadar büyürse büyüsün, hiçbir şey şefkatle dokunularak büyütülmüş olmanın yerini dolduramaz.

İnsanın dokunmaktan çok, dokunulmaya ihtiyacı vardır. Nasıl ki yaşamımızı sürdürebilmemiz için gıdaya ihtiyacımız varsa, dokunulma ihtiyacımız da o denli yaşamsaldır.

Hatta öyle ki; yetersiz dokunularak büyüyen çocuklar, şefkatle ve yeterince dokunularak büyüyen çocuklara göre daha kısa ve hastalıklı yaşam sürdükleriyle ilgili araştırmalar karşımıza çıkar.

Araştırmalar arasında özellikle de beyin gelişiminin olumsuz etkilendiği ile ilgili ve Reaktif Bağlanma Bozukluğu dediğimiz problemlerin ortaya çıkabildiğini gösteren çalışmalar var. Yani yetersiz dokunulan çocuklar; otizmli olmadığı halde otizm belirtileri de gösterebilir ve IQ puanları düşebilir.

Nasıl ki şifalı bitkilerin faydaları saymakla bitmez, dokunmanın şifası da öyledir. Şefkatle dokunmanın ve öpmenin faydaları saymakla bitmez.

Terapötik temas, Anksiyete ve Depresyona şifadır. Mutluluk hormonlarının salınımını artırır ve stres hormonlarını baskılar.

Uyku ve yeme bozukluklarının aranan ilacıdır. Hatta “Dokunma yoksunluğu ve benlik algısı” ile ilgili araştırmalara göre dokunma eksikliğinin olması yetişkinlik döneminde yeme bozuklukları rahatsızlığı olarak görüldüğü belirtilmiştir.

Terapötik dokunma fiziksel yakınmalara ve rahatsızlıklara da şifadır. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği, ameliyat yaralarının iyileşmesini hızlandırdığı, kan şekeri, kan basıncı ve kalp ritmini düzenlediği, gevşemeyi hızlandırdığı, sedatif ilaç gereksinimini azalttığı ve gerilim tipi başı ağrılarını dindirdiği ile ilgili araştırmalar arasındadır.

Özellikle aşırı hareketli, hiperaktif ya da saldırgan davranışları olan çocuğunuz varsa “Gelişimsel Temas Terapisi” nin tam çocuğunuza göre olduğunu da söylemek isterim.

O halde sevdiklerinize özellikle de gelişim çağındaki çocuklarınıza bol bol sarılın, okşayın, öpün, koklayın. Sevgiyi gösterme biçiminin temas ile olduğunu bilin ve şifanın şefkatle dokunmaktan geçtiğini unutmayın.

 

Müjde Yahşi