4-5 yaşlarına gelmiş olmasına rağmen annenin eteğine yapışan, yemeğini kendi yiyemeyen, yalnız uyuyamayan, yoğun kaygıları ve korkuları olan, aşırı inatçı davranışlar gösteren hatta bu problemlerden dolayı mide bulantıları ve karın ağrıları yaşayan çocuklar aslında ayrılık anksiyetesiyle başetmeye çalışan çocuklardır.

Daha çok; güvenli bağlanma gerçekleştiremeyen, annesiyle kaygılı bağlanan, odası erken dönem ayrılan, aşırı koruyucu tutum gösterilen, uzun süreli ya da sık ayrılıklar yaşayan çocuklarda ve kaygılı yapıya sahip annelerin çocuklarında, bir de bebeklik döneminde çalışmak zorunda kalan annelerin çocuklarında gözlenen bir bozukluktur.

Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu 12 yaş altında, en sık saptanan anksiyete bozukluğudur.

3-4 yaşlarına kadar bir çocuğun anneden ayrılmaya, anksiyete tepkisi vermesi gayet normaldir. Bu yaş döneminde çocuklar ayrılıklardan, soyut düşüncelerin oluşturduğu belirsizliklerden, yalnızlıktan ve karanlıktan korkabilirler. Bu yaşadığı korkular bir bozukluk olduğu anlamına gelmemelidir.
Çünkü çocuk doğru ebeveyn tutumları ile ebeveynden ayrışması sağlandıkça, başkaları ile ilişki kurmayı öğrendikçe anksiyetesi ile başetmeyi öğrenir ve bu tür korkuları çocuk büyüdükçe sönmeye başlar. Ancak çocukta ayrılma anksiyetesinin şiddetinin artması, anksiyetenin süreklilik göstermesi ve çocuktaki uyumun bozulması, Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu’nu akla getirmelidir.

Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu, herhangi bir ayrılığın olmadığı durumlarda; annenin çocuğuna karşı bağımlı yaklaşımı ve çocuğuna duyduğu kronik kaygılardan ötürü çocuğunun kendisine eşlik etmesini istemesi ve çocuğunu dışarı çıkmaktan alıkoyması, çocuk okuldayken annesine ya da babasına korkunç bir şey olacağından korkması ve bunu önlemek için evde kalmak istemesi, çocuk evin dışında başına korkunç bir şey geleceğinden korkması ve yine bunu önlemek için evde kalmak istemesi ya da anne, çocuğu okuldayken başına korkunç bir şey geleceğinden korkması ve bu yüzden onu evde tutmak istemesi şeklinde oluşabilir.

Aslında çoğu zaman Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu; bir ayrılık olmaksızın annenin kaygılı yapısından kaynaklı çocuğun yoğun kaygılar hissetmesi ile ilişkilidir.

Bu en çok okul öncesi dönemde ve ilkokulun erken dönemlerinde karşımıza okul fobisi olarak çıkar ki aslında problem, Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu’dur.

Okul fobisi yaşayan çocukların annelerinin en sık başvurduğu iletişim yöntemi kendi yokluğu ile çocuklarını tehdit etmeleridir. Örneğin; sözümü dinlemezsen annen olmayacağım, yemeğini yemezsen küserim, yaramazlık yaparsan evden giderim gibi çocuğa söylenen tehdit içerikli ifadeler çocukta ayrılık anksiyetesini başlatabilir.

Ya da ebeveynler arasında yaşanan tartışmalara şahit olan çocuk bu tartışmaların sorumlusu olarak kendini görebilir, tartışma sonrası ebeveynlerden birinin evi terk edebileceği korkusu yaşayabilir ve anne ile babanın birbirine küseceği düşünceleri çocukta ayrılık anksiyetesini başlatabilir.

Son olarak; aile üyelerinden birinin hastalanması ve ölümü ya da çocuğun hastalanması da ayrılık anksiyetesini başlatabilir.

Tedavi edilmeyen Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu’nda gözlenen kaygılar giderek yayılır ve şiddetlenir. Obsesyonlar gelişebilir, panik bozukluk oluşabilir, sosyal fobi gelişebilir, özgül fobi görülebilir ve yaşadığı anksiyete yetişkinliğe doğru taşınabilir. O nedenle böyle bir problemle karşı karşıya kalan ebeveynin vakit kaybetmeden bir uzmandan destek alması gerekir.

Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi