14 Yaşındaydı, Yaz Günü Başındaki Beresiyle Gelmişti

14 yaşındaydı, yaz günü başındaki beresiyle gelmişti. Saçlarımdan utanıyorum o yüzden beremi hiç çıkarmıyorum, gitmediğim doktor kalmadı, doktorlar bunun psikolojik bir hastalık olduğunu söylüyor, ben artık saçlarımdaki egzamadan kurtulmak istiyorum dedi ve sözlerine devam etti Birgün bir sıra arkadaşı: “Sen en son ne zaman duşa girdin, git bi saçlarını yıka da öyle gel okula” dediği…

Annemin Komşuları, Bana Dansöz Kemeri Takıp Beni Oynatırlardı

Çocukluk dönemine ait en çok neyi unutmuyorsun sorusuna böyle cevap vermişti 19 yaşındaki genç… Annesi kendisine hamileyken babası onları terk etmişti. Annesi ablalarına ve kendisine hem anne hem de baba olmuştu yıllarca. Bir baba nasıl olur, nasıl güven verir, nasıl sevgisini hissettirir, hiç tadmamıştı. Bu yaşına gelene kadar baba sevgisine aç ve hasret kalarak büyümüştü.…

Okul, çocukta bireyselleşmenin ve sosyalleşmenin olduğu ilk yerdir

Okul, çocuğun hayatında bireyselleşmenin ve sosyalleşmenin olduğu ilk yerdir. Çocuk ilk kez okul ile anneden uzun süre ayrı kalıp, farklı insanlarla bir arada kalır. Haliyle bu ilk ayrılık çocukta biraz kaygı oluşturabilir ve bu kaygı gayet normaldir ancak çocuğun kaygısı belli bir süre geçmesine rağmen hala devam ediyorsa, giderek şiddetleniyorsa, kaygıya fiziksel şikayetler de eşlik…

Annelerin Çocukları için Kurduğu Cümlelerde “BİZ”li İfadeler

Bazı annelerin çocukları için kurduğu cümlelerde “BİZ”li ifadelere yer verdiğine şahit oluyorum.   ÖRNEĞİN : “Babamız eve geç geliyor” “Okulumuza pek alışamadık” “Ödevlerimizi yapmak istemiyoruz”   DOĞRU CÜMLELER ŞU ŞEKİLDE OLMALIDIR: “Babası geç geliyor” “Kızım okuluna pek alışamadı” “Oğlum ödevlerini yapmak istemiyor”   DEĞERLİ ANNE BABALAR Birey olmak, ben olmaktan geçer. İlk bireysellik adımımız anne…

20 Yıllık Evliyim ve Farkettim ki Çocuklarıma İyi Bir Anne Olmamışım

Kimi annneler kendi bildiklerinin en iyisini çocuklarına yapmak için çok çabalarlar ve bu çabaları çoğu zaman fedakarlık boyutunda olur. Fedakarlık yönleri baskın olan bu anneler farkında olmadan çocuğuna müdahaleci, kaygılı ya da koruyucu tutumlar gösterebilir. Zaman geçer, çocuklar büyür, anne artık tecrübe eder ve anlar ki gösterdiği fedakarlık hem kendine, hem de çocuklarına ancak zarar…

Beynin Düşünme Alanı Olan Prefrontal Korteks

Çocukluk Dönemi’nde, beynin düşünme alanı prefrontal kortekste bulunan her bir nöron (sinir hücresi) kullanılmak için Ergenlik Dönemi’ne kadar hazır halde bekler.   Örneğin; Bisiklet sürmek, futbol oynamak, yüzmek, kitap okumak gibi aktiviteler ergenlik öncesi dönemde düzenli tekrarlanırsa beyinde bekleyen ilişkili nöronlar aktive olur ve işlevsel hale gelir dolayısıyla ergen gelecek hayatında o aktiviteye yönelik alışkanlık…

Arkadaşlarımla anlaşıyorum ama EŞİMLE ANLAŞAMIYORUM

Eşimiz ile arkadaşımız arasındaki iletişim kanallarımız farklıdır. Eşimiz ile en mahrem duyguları paylaşarak anlaşırız lakin, diğer insanlarla sıradan duyguları paylaşarak anlaşırız. Eğer ki eşimizle eş olmayı unutup yatakları ayırmışsak, aynı salonda otururken farklı koltuklarda oturup her ikimizde elimize telefonumuzu alıp kendi dünyamıza dalmışsak, aynı ortamda birbirimizin duygularından ve düşüncelerinden bihabersek o halde biz o evde…

Otorite, Çocuğun Durması Gerektiği Yeri Öğreten Bir Sistemdir

Otorite, çocuğun durması gerektiği yeri öğreten bir sistemdir. Ebeveyn becerilerinin olmazsa olmazlarından biridir. Çocuklar yanlış yaparak doğruyu tecrübe ederler. Çocukların yanlış yapması değildir problem olan. Problem, yanlışa karşı verdiğimiz tepkilerimizdir. Tepkilerimiz, otoritenin bel kemiğidir. Öyle ki bazen verdiğimiz tepkilerin dozu kaçabilir ve çocuk o yanlış davranıştan ne ders çıkarabilir ne de o yanlış davranışı bırakabilir…

Hiçbir Şey Şefkatle Dokunularak Büyütülmüş Olmanın Yerini Dolduramaz

İnsan ne kadar büyürse büyüsün, hiçbir şey şefkatle dokunularak büyütülmüş olmanın yerini dolduramaz. İnsanın dokunmaktan çok, dokunulmaya ihtiyacı vardır. Nasıl ki yaşamımızı sürdürebilmemiz için gıdaya ihtiyacımız varsa, dokunulma ihtiyacımız da o denli yaşamsaldır. Hatta öyle ki; yetersiz dokunularak büyüyen çocuklar, şefkatle ve yeterince dokunularak büyüyen çocuklara göre daha kısa ve hastalıklı yaşam sürdükleriyle ilgili araştırmalar…

Dokunulmaktan Hoşlanmıyorum. Eşime, Hatta Çocuğuma Nadir Dokunuyorum.

Neden insan dokunulmaktan hoşlanmaz ki? Neden fiziksel temasa kapatır kendini? Neden en sevdiklerine dokunmayı arzulamaz, öylece uzaktan sevmekle yetinir? Dokunulmaktan hoşlanmamamız, ne doğuştan gelen, ne de sonradan olan kişilik özelliğimizdir. Dokunulmaktan hoşlanmamamız, çocukluktan getirdiğimiz yaranın ta kendisidir. Fiziksel temas, doğduğumuz andan itibaren ihtiyaç duyduğumuz sevginin gösterilme biçimidir. Yani duyulan bu ihtiyaç; şefkatli dokunuştan başkası değildir.…