Merhaba

Yerleri, ayakkabıyı yalaması, çöpten ne bulursa ağzına atması vitamin eksikliğinden olabilir fakat beraberinde hırçın, saldırgan ve kontrolsüz davranışları, yaş farkına rağmen 1 yaşındaki kardeşini kıskanması en başta sınırlar ve ruhsal ihtiyaçların eksikliğinden kaynaklanıyor gibi görünüyor fakat çok boyutlu düşünebilmek için bir çocuk terapistinin görmesi gerekir.

Sevgilerimle

Merhaba

Küçük bir bebek büyüdükçe çeşitli kimlikler edinmeye başlar ve kimlik gelişimin önemli bir parçası ise cinsel kimliktir. Cinsel kimlik, bireyin kendi bedenini ve benliğini, belli bir cinsiyet içinde algılayışı, kabullenişi; duygu ve davranışlarında buna uygun biçimde davranmasıdır. Çocuklar 2-3 yaşlarında kendi cinsiyetlerini ayırabilirler fakat cinsel kimlik duygusunun yerleşmesi 3-4 yaşlarını bulabilir.

Çocuklarda cinsel kimlik gelişiminin bazı evreleri vardır. İlk evrede çocuklar kendilerinin ve başkalarının cinsiyetlerini tanımlamayı öğrenir. İkinci evrede cinsiyetin zaman içinde değişmediğini anlar. Üçüncü evrede ise cinsiyetin görüntüde değiştirilmesiyle ya da yüzeysel değişikliklerle değişmeyeceğini öğrenir.

Ruh sağlığı alanında yaşanan sorunları sınıflayan DSM-5’e göre bir çocukta aşağıda 8 maddenin 6’sı olduğunda cinsel kimliğinden hoşnut olmama durumundan söz edilebilir.
1 Karşı cinsten olmayı çok isteme ya da karşı cinsten olduğu konusunda diretme.
2 Erkeklerde, karşı cinsin giysilerini giymek isteme ya da kadınsı giyime ileri derecede öykünme vardır; kızlarda, yalnızca erkek giysilerini giymek isteme, kadınsı giysiler giymeme konusunda çok diretme vardır.
3 İmgesel ve düşlemsel oyunlarda karşı cinsin yerine geçmeyi çok ister.
4 Genelde karşı cinsin oynadığı oyuncakları, oyunları ya da etkinlikleri oynamayı çok ister.(Oyuncaklar cinsiyetsizdir. Sağlıklı cinsel kimlik gelişimi için çocukların karşıt cinsin oyuncaklarına da sahip olmaları gerekmektedir. Burada söz edilen karşıt cinsin oyuncakları ile yoğun ve uzun süreli oyunlardır.)
5 Oyun arkadaşlarını karşı cinsten seçmeyi çok ister.
6 Erkeklerde, erkeksi oyuncaklara, oyunlara ve etkinliklere karşı çıkma ve itiş̧-kakış̧ oyunlardan belirgin kaçınma vardır; kızlarda, kızların oynadığı oyuncaklara, oyunlara ve etkinliklere belirgin karşı çıkma vardır.
7 Cinsel anatomisinden hiç hoşlanmama
8 Kişinin yaşadığı cinsel kimlikle eşleşen birincil ve/veya ikincil cinsel özelikleri çok isteme.

Sevgilerimle

Merhaba

Değerli Merve Hanım,
4-5 yaşlarında bir çocuğunuz var ve yapmasını istemediğiniz konuları ona anlatmanıza rağmen yapmaya devam ediyor, anne anne ve dedesine de isteklerini ağlayarak yaptırıyor. Siz ise kızınızın bu davranışlarından dolayı kendinizi mutsuz hissediyorsunuz. Kızınıza iyi bir anne olmak istiyorsunuz fakat süreç arzu ettiğiniz gibi gelişmiyor. Hatta bazen kızınızın davranışlarına öyle çok öfkeleniyorsunuz ki kızınıza vurmak yerine duvarlara vuruyorsunuz ve kızınız ancak kendisine bağırdığınız zaman sizin sözünüzü dinliyor. 1,5 yaşında çocuğunuz dahi “yapma” dediğinizde sözünüzü dinlerken 4 yaşlarındaki kızınız sözünüzü hiç dinlemiyor. Yaşadığınız bu durumun ise son 1-2 aydır böyle olduğunu izah ediyorsunuz…
Şimdi Merve Hanım’cığım, kızınız “İşlem Öncesi Dönem”de. Siz ona ne kadar mantıklı açıklamak yapsanız dahi, ondan bir yetişkin mantığı gibi düşünmesini beklemeyin. Söyledikleriniz ona mantıksız hatta kendisine haksızlık yapılmış olarak gelir. Çünkü tam bu yaş dönemi çocuğu kendisini “dünyanın merkezi” olarak görür. Yazdığınız cümlelerden “yapma” kelimesini fazla kullandığınızı hissediyorum. Engellenen çocuk daima denilenin aksini yapar. Aynen sizin ifadenizle söyleyeceğim; yapma dersiniz ve arkanızı döndüğünüz an bir bakarsınız yine yapmış. Bunun çözümü “hayır”ları “yapma”ları mümkün olduğunca dilimizden çıkarmak olmalı ki, bu kelimeleri çok gerekli durumlarda kullandığımızda sözümüzün tesiri olsun. Ayrıca 1,5 yaş dönemi çocuğunuzun davranışları ile 4 yaşlarındaki kızınızın davranışlarını mukayese etmeniz çok yanlış olur. Emin olun 1,5 yaşındaki çocuğunuz da 2 yaşına gelmesi ile kızınızın gösterdiği benzer davranışları gösterecek. O da özerklik dönemi ile her şeyi kurcalayacak, sizinle inatlaşacak, yapma dediklerinizi yapmaya başlayacak. Bilhassa 4 yaş, çocuğun ikinci doğumudur yani çocuğunuzda gözlemlediğiniz son 2 aydır var olan davranış değişikliği, aslında bugüne kadar gösterdiğiniz tutumlarınızın çocuğunuza etki ettiği davranış yansımalarıdır. 7 yaş altı bir çocuğun enerjisi müthiş fazladır ve ebeveyn bu hıza yetişmekte çok zorlanır. Çocuğunuzun öğrenmesine izin verin, engeller koymayın fakat sınırlar belirleyin. Duvarları mı karalıyor? Duvarları karalama demek yerine, duvarın bir bölümüne bir karton yapıştırın “bak bu alan sadece sana ait” deyin, böylelikle hem engellememiş hem de bir sınır belirlemiş olursunuz. Hem bu tarz bir yaklaşım bakın kızınızın ne kadar da hoşuna gidecek ve kendini nasıl da değerli hissedecek. Bir de yaklaşımınızı bu şekilde deneyin. Çünkü siz bir yandan öfkelenir çocuk da bir yandan sizinle inatlaşmaya devam ederse ya da öfkeniz ile çocuğunuz zamanla pasifize olursa, bu durumun arkası en geç “Ön Ergenlik Dönemi”nde, çocukta davranış bozukları ile kendini gösterir.

Sevgilerimle

Merhaba

Barbie bebekler hamile olsun olmasın çocukların gelişimlerine uygun oyuncaklar değildir. Cinselliği ön plana çıkaran bu bebeklerin belirgin vücut uzuvları, aşırı makyajları, aykırı giyimleri ve sıfır bedenleri ile kız çocuğundaki “bir bayan nasıl olmalıdır algısını” olumsuz etkiler.

Çocuğun benlik algısı, barbie bebekte hakim olan estetik görüntü ile olumsuz şekillenebilir.

Benim görüşüm, kadınsı özellikler taşıyan bir oyuncak bebek almaktansa sade ve doğal bir oyuncak bebek almayı tercih ederdim.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Meyra Hanım

Her çocuk yaratılışında farklı mizaç ile doğar. Mizaca; anne baba tutumları, sosyal ve çevresel yaklaşımlar da eklenerek çocuğun karakteri şekillenir. Karakter özelliklerinden biri de özgüvendir. Aslına baktığımızda nispeten utangaçlığın tersidir. Özgüven kazanımı özerklik döneminde oluşur ve bu dönem 1-3 yaş arasını kapsar. Bu dönemde 2 his, çocuğa verilmemesi gerekir. Bunlar değersizlik ve yetersizlik hisleridir. Çocuğunuzu bir de bu açıdan değerlendirmenizi öneririm.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Betül Hanım
3-6 Yaş arasındaki çocuklar Fallik Dönem(Cinsel Algı Dönemi) içinde yer alır. Merak ve cinselliği keşif kavramlarının ön planda olduğu dönemdir. Bu dönem çocukları genelde doktorculuk oyunu ve evcilik oyunu gibi oyunlar oynarlar, başkalarının vücutlarına, cinsel organlara karşı da pek meraklıdırlar.

Yani aslında 6 yaşındaki oğlunuz Fallik Dönem’den henüz çıkmamış. Mahrem bölgeler konusunda bilgilendirebilirsiniz. Belli özel bölgelerin şaka da olsa kimse tarafından dokunulmaması ve bakılıp gösterilmemesi konusunda uyarabilirsin. Tepkili olmayın, mahremiyet konusunun önemini anlatmaya çalışın.

Çocuğun cinsiyet rolünü kazanması, yaşadığı aile, yakın çevre ve toplumun etkisiyle sağlanmaktadır. Çocuk cinsiyeti ile ilgili farklılıkları gözlem ve deneyimleri ile öğrenmektedir.

İlk aylardan başlayarak anne ve baba bebeğin cinsiyetine uygun davranmaya özen gösterir. Kız ve erkek çocuktan beklentileri farklıdır. Çocuğun cinsel kimlik kazanmasında anne babası ile olan özdeşimde önemlidir. Kız çocukla annesi, erkek çocukla babası arasındaki ilişki ne kadar yakın ve olumlu ise özdeşim o kadar kolay olur. Evde kazanılan cinsel kimlikler, çevrede pekişerek olgunlaşır.

Sevgilerimle

Merhaba

Değerli Esra Hanım

Çocuklarının hiçbir isteğini yerine getirmeyen aileler kadar çocuklarının her isteğini yerine getirmeye çalışan aileler de çocuklarına aslında mutsuzluk verir. Bir tarafta hiçbir isteği yerine getirilmeyen bir çocuk, diğer tarafta her isteği anında yerine getirilen bir çocuk. Netice ise iki şekilde de mutsuzluk… Çocuğunuza haz ötelemeyi öğretmeli ve irade kazandırmalısınız. Bu kazanımlar çocuğunuzu olgunlaştırır. Siz çırpındıkça çocuğunuz mutsuzluğunu sürdürmeye devam edecektir. Küçük bir kardeşi olduğundan söz ettiniz fakat aralarındaki ilişki, ya da sizin çocuklarınız arasındaki tutumuzdan bahsetmediğiniz için çocuğunuzun mutsuzluğunu sizin aşırı ilginize bağlıyorum. İlgi önemli bir duygusal ihtiyaç fakat “yeterince” karşılanmalı.

Sevgilerimle

Merhaba

Çocuğun cinsiyet rolünü kazanması, yaşadığı aile, yakın çevre ve toplumun etkisiyle sağlanır. Çocuk, cinsiyeti ile ilgili farklılıkları gözlem ve deneyimleri ile öğrenir olgunlaşır. Cinsiyete özgü davranışların belirgin hale geldiği yaşlar 2 ila 5 yaşları arasındadır. Çocukların cinsel rol davranış ve tutumlarının oluşumunda modelleme ve pekiştirme çok önemlidir. Bu nedenle çocuklar için seçilen renkler, oyuncaklar, çocuklardaki hangi tip davranışların ebeveynler tarafından ödüllendirildiği ve hangilerinin tenkit edildiği, çocuklarla hangi oyunlar oynandığı çocuğun rol davranış oluşumunda önemli yer tutar. Dolayısıyla, eğer çocuğunuz cinsiyetine özgü özelliklerini tamamen reddetmeye çalıştığını gözlemliyor ve karşı cins ile aşırı bir özdeşim kurduğunu düşünüyorsanız bir uzmandan yardım alabilirsiniz.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Gül Hanım

Okul değil öğretmen araştırması yapmanızı öneririm çünkü sınıf öğretmeninin kişilik gelişimde önemli yeri vardır ve ilkokul öğretmeni ile sağlam bir temel oluşturmanız daha kolaydır. Sonrasında okul araştırıp bulunduğunuz şartlara göre tercih yapabilirsiniz.

Sevgilerimle

Merhaba

Değerli Sevgi Hanım
Çocuklarda söz dinlememe davranışı en sık 2 yaş civarında başlar ve 4-4,5 yaş civarı azalmaya başlar. Aslında çocuğunuzda görülen durum gelişimsel döneminin bir parçası fakat anne babanın çocuk eğitimindeki tutum ve davranış hataları çocuğun söz dinlememesinde etkin rol oynağı için bu süre uzayabilir. Çocuklar bu dönemde dediklerini yaptırabilmek için bahsettiğiniz gibi kusmak için kendini zorlayabilir hatta farklı örnekler verecek olursam saçlarını yolabilir, başını duvarlara vurabilir, kendini yere atabilir, kendi etini çimdikleyebilir ya da ısırabilir. Çocuk isteğini yaptırana kadar bu davranışları, yöntem olarak kullanır. Ebeveyn çocuğun bu davranışı karşısında çaresiz kalıp çocuğun isteğini yerine getirirse, çocuk her isteği olduğunda bu yöntemi kullanacaktır. Çok katı ve disiplinli, aşırı hoşgörülü ve tavizkar veya tutarsız yaklaşımlar çocuğun söz dinlememe davranışını destekler ve aileyi zor durumda bırakır. Kararlı ve sevecen yaklaşımla ile bu problemin üstesinden gelebilirsiniz.

Sevgilerimle

Merhaba

Sevgili Belma Hanım.
Çocuklarda görülen inatçılık 2 ila 4 yaş arasında gelişimsel özellik taşıyan bir davranıştır fakat ebeveyn özerklik dönemi ile oluşan bu inatçılık karşısında çocuk ile inatlaşır çocuğa engeller koyar ya da çocuğa sınır koymaz da fazla rahat bırakırsa çocuğun ebeveyn ile olan inatlaşması ileride çocukta karaktere dönüşebilir. Fakat burada benim dikkatimi çeken farklı bir konu oldu Belma Hanım’cığım. Kızınızın bir yetişkin gibi konuşması yani iletişim kabiliyeti, sizden gördükleri hakkında detaylı bilgiler istemesi yani detayların farkında oluşu ve merak oluşu, görüntüleri ve sesleri tüm detayları ile taklit etmesi yani hafızası ve kaba motor yeteneği, 3 yaşında kendiliğinden okumayı öğrenmesi yani belleğinin hızlı çalışıyor oluşu ve şuanda seri halde okuyor oluşu… Tüm bunlar çocuğunuzun yaşıtlarından önde olduğuna işaret ediyor. Kasılıp ağzını açıyor ellerini sıkıyor demişsiniz bu da çok heyecanlandığından yaptığı bir tepki olabilir. Duygusal zekası da kuvvetli bir çocuk ise heyecanını bedeninin her zerresinde hissediyor olabilir.
Zeki çocuk hassastır, duygusaldır, duyguları çok çabuk etkilenir aynı zamanda lider ruhludur bu yüzden biraz da inatçıdır. Yani çocuğunuzu görmediğim için kesin bir şey söyleyemiyorum.
Üstün yetenekli çocukluklara gelişimine göre bir takım testler uygulanır ve testlerin neticesinde rapor ile çocuğun üstün yetenekli olup olmadığı kesinleşir. Bu nedenle bu konuda kesin bir bilgi vermem mümkün değil. Çocuğunuzun yeteneğinden ya da duyduğunuz endişeden dolayı bir uzmana danışabilir ve yardım alabilirsiniz.

Sevgilerimle

Merhaba

Gelişim geriliği biyolojik nedenlerden ya da çevresel şartların yetersizliğinden kaynaklanabilir. Doktorlara götürdüğünüzü ifade etmişsiniz. Çocuğunuzun gelişim geriliği nedeni eğer biyolojik ise zaten hekiminizin talimatlarını harfiyyen uygulamanız gerekir. Neden biyolojik olsa bile çocuğunuzu klinik alanda çalışan çocuk psikoloğuna götürmeniz yerinde olacaktır. Çünkü çocuğunuzu tanıyan uzman, çocuğunuzun gelişimine uygun önerilerde bulunacak ve size rehber olacaktır. Size genel anlamda öneride bulunacak olursam, televizyon ve tabletin evinizde açılmamasına özen göstermeniz, çocuğunuza düzenli kitap okumanız, çocuğunuzla bolca iletişim kurmanız, çocuğunuzun sosyal becerilerini geliştirmeniz, çocuğunuzla birlikte sosyal ortamlarda bulunmanız ve oynayabildiğiniz kadar çocuğunuzla oyun oynamanız, olacaktır.

Sevgilerimle

Merhaba

Büşra Hanım;
2-6 yaş arası kekelemenin en sık rastlandığı dönemdir. Genellikle kekeleme psikolojik nedenlerden kaynaklanır. Ağız içi rahatsızlıklar, nörolojik bir rahatsızlık ya da öğrenme güçlüğü olmadığına emin iseniz, geçici bir sorun olabilir fakat burada dikkat etmeniz gereken husus kekeleme nedeni psikolojik ise, ki muhtemelen öyle görünüyor çünkü “kardeş geldi kekemelik başladı ve kardeşin doğum günü partisi yaptık yine başladı” diyorsunuz.
Öyle ise size tavsiyem kardeş kıskançlığı oluşmamasına dikkat edin. Belli ki oğlunuz kardeşini kıskanıyor ve ona yapılanları içerliyor. Anne olarak adaleti sağlamak size düşer. Kardeş kıskançlığının sebebi yanlış ebeveyn tutumlarıdır. Oğlunuz duygusal ve hassas yapılı bir çocuk. Onun duygularına inmeye çalışın, ona stres yaşatacak engelleri ortadan kaldırın. Elbette kekeleme devam ederse alanında uzman konuşma terapistine gitmeniz faydalı olacaktır.

Sevgilerimle

Merhaba

4 yaşındaki oğlunuzda sınırlar ile ilgili sorun yaşıyorsunuz. 2 yaş civarı başlayıp 4 yaşa kadar sürebilen inatçılık,aslında çocuğun ebeveyn ile girdiği hakimiyet savaşıdır. Çocuklar isteklerini; ağlayarak, saçlarını yolarak, kafasını duvarlara vurarak hatta kusarak anne babalarına yaptırmak isteyebilir. Çocuğunun o davranışı karşısında anne çaresiz kalırsa ve çocuğunun isteğini yerine getirirse, çocuk anne üzerine hakimiyet kurarak her isteğini ağlayarak elde etmeyi öğrenecektir. Fakat anne çocuğun o davranışı karşısında kararlı ve net bir tavır sergileyerek çocuğuna sınırları öğretebilirse bu dönemi sağlıklı şekilde atlatmış olur.
İkinci çocuğunuzla birlikte ilk çocuğunuza artık yeteri kadar vakit ayıramıyorsunuz. Büyük çocuğunuza kardeşinden dolayı bağırıyorsunuz. Çocuğunuzu babasıyla korkutup şikayet etmek ile “tehdit” ediyorsunuz. Öyle çok öfkeleniyorsunuz ki, kriz yaşıyorsunuz.
Bu tepkilerinizin pek çok zararını görebilirsiniz, örneğin; öfke kontrolü sağlayamamanız, büyük çocuğunuzda var olan inatçılığın şiddetlenmesine neden olabilir, oğlunuzda kardeş kıskançlığı yapabilir, aranızdaki duygusal bağınızı zedeleyebilir, çocuğunuzu size bağımlı yapabilir, sözünüz etkisini yitirebilir, o da sizin gibi baş edemediği durum karşısında bağırarak tepki vermeyi öğrenebilir.
Sizi dikkate almaması ise, sizin sürekli uyarılarda bulunan bir anne olduğunuza işaret eder, sürekli uyarı alan çocuklar bir süre sonra denileni duymaz. Söylenen söz çocuğa tesir etmez.
Babayı öne sürerek yaptığınız tehdit ve çocuğunuzu TV önüne teslim etmeniz de çocuğunuzu sizden uzaklaştırır. Şuan korku ile duygularını bastırır sonraki yıllarda baba otoritesi de riske girer. Çocuğunuz TV izlerken sakinleştiğini sanırsınız halbuki çocuk o esnada izlediği görüntülerin hipnozundadır.
Anne çocuğunun her zaman gönlünü okşamalı. Çocuk annede huzur ve güven bulmalı. Tehdit eden, bağıran, televizyon önüne bırakan anne olmamalı. Çocuğunuz henüz 4 yaşında; peki ergenlik dönemine girince ne yapacaksınız? Ergenlik döneminde bırakın anne sözü dinlemeyi, Allah korusun babayı da dinlemeyebilir, TV yerine internet bağımlısı olabilir.
Aile ile olan bağlar çocuklukta oluşuyor, ergenliğe kadar da sağlamlaşıyor. Ergenliğe kadar bu bağı sağlamlaştırmak yerine inceltirseniz bu bağ erkenden kopar.
Size tavsiyem öncelikle; öfke kontrolü sağlamaya çalışın gerekirse bir uzmandan destek alın. Sonra sınırlar konusunda oğlunuza kararlı ve sevecen olun, kardeşler arasında adaleti sağlayın ve son olarak baba ile ya da hiç bir şey ile oğlunuzu korkutmayın.

Sevgilerimle