Çocuğun Potansiyelini Benlik Algısı Belirler
Çocuğun ne kadar zeki olursa olsun, benlik algısı zayıfsa potansiyelini ortaya koymakta zorlanır. Çünkü kendini değerli görmeyen bir çocuk, sahip olduğu gücü, zekâyı ve yetenekleri kullanmakta çekingen kalır.
Bir çocuğun akademik başarısını, sosyal ilişkilerini, öğrenme isteğini ve hayata karşı duruşunu yalnızca zekâsı belirlemez. Çocuğun kendini nasıl gördüğü, kendi hakkında neye inandığı ve “Ben yapabilirim” duygusunu ne kadar taşıdığı da en az zekâ kadar önemlidir.
Bu yüzden benlik algısı, çoğu zaman zekâ puanından daha belirleyici olabilir.
Çocuklarda Benlik Algısı Nedir?
Benlik algısı, çocuğun kendisiyle ilgili iç dünyasında oluşturduğu temel kanaattir. Çocuk kendini değerli mi görüyor, yetersiz mi hissediyor, sevilmeye layık olduğuna mı inanıyor, yoksa sürekli hata yapacakmış gibi mi yaşıyor?
Bu soruların cevabı çocuğun benlik algısını gösterir.
Sağlıklı benlik algısına sahip bir çocuk, hata yaptığında tamamen değersizleştiğini düşünmez. Zorlandığında hemen pes etmez. Başaramadığı bir konuda kendini bütünüyle başarısız ilan etmez. Çünkü kendi değerini yalnızca sonuçlara, notlara, övgülere ya da başkalarının onayına bağlamaz.
Zayıf benlik algısına sahip çocuk ise çoğu zaman içten içe “Ben yapamam”, “Ben yeterli değilim”, “Beni sevmezler”, “Hata yaparsam değerim azalır” gibi düşüncelerle hareket eder.
Zeki Olduğu Hâlde Neden Potansiyelini Gösteremez?
Bazı çocuklar oldukça zekidir; fakat buna rağmen derse ilgisiz görünebilir, sorumluluk almak istemeyebilir, çabuk pes edebilir ya da yapabileceği hâlde denemekten kaçınabilir.
Bu durum her zaman tembellik değildir. Bazen çocuğun iç dünyasında başarısız olmaktan korkan, hata yapınca değersizleşeceğini düşünen ve eleştiriden kaçınan kırılgan bir yapı vardır.
Çocuğun zeki olduğu hâlde kendine güvenmiyorsa, öğrenmeye istek duymuyorsa, sorun çözebileceğine inanmıyorsa, çabuk pes ediyorsa, sürekli onay bekliyorsa ve kendini yetersiz görüyorsa; bu tablo çoğu zaman zayıf benlik algısıyla ilişkilidir.
Çünkü çocuk kendi gücüne inanmadığında, sahip olduğu potansiyeli kullanmakta zorlanır.
Anne Baba Tutumu Benlik Algısını Nasıl Etkiler?
Çocuğun benlik algısı aile içinde aldığı mesajlarla şekillenir. Anne babanın bakışı, dili, eleştirisi, takdiri, sınırı ve sevgiyi ifade etme biçimi çocuğun kendisiyle ilgili inancını derinden etkiler.
Bir çocuk sık sık kıyaslanıyorsa, hataları üzerinden utandırılıyorsa, başarısı kadar değer gördüğünü hissediyorsa ya da sürekli “yetersiz” mesajı alıyorsa zamanla kendini eksik, değersiz ve başarısız görmeye başlayabilir.
Buna karşılık çocuk, hata yaptığında bile kişiliği hedef alınmadan yönlendiriliyorsa, çabası görülüyorsa, duygusu anlaşılmaya çalışılıyorsa ve sevildiğini hissediyorsa daha güçlü bir benlik algısı geliştirir.
Çocuğa Onarıcı Yaklaşmak Ne Demektir?
Olumsuz durumlarda bile çocuğa yıkıcı değil, onarıcı yaklaşmak gerekir. Onarıcı yaklaşım, çocuğun yanlış davranışını görmezden gelmek değildir. Yanlışı düzeltirken çocuğun kişiliğini, kimliğini ve değer duygusunu incitmemektir.
Çocuk hata yaptığında “Sen zaten böylesin”, “Senden bir şey olmaz”, “Kardeşin gibi olamadın”, “Ben senin yaşındayken…” gibi cümleler çocuğun iç dünyasında derin izler bırakabilir.
Oysa çocuğun hatası ile kişiliği birbirinden ayrılmalıdır. Yanlış davranış düzeltilmeli; fakat çocuğun değeri hedef alınmamalıdır.
Çocuğa şu mesaj verilmelidir:
“Davranışın yanlış olabilir ama sen değersiz değilsin. Hata yapabilirsin ama öğrenebilirsin. Zorlanabilirsin ama destekle güçlenebilirsin.”
Çocuk Hata Yaptığında Değersizleşmez
Bir çocuğun olayları yetişkinler gibi değerlendiremeyeceğini unutmamak gerekir. Çocuk, gelişmekte olan bir emanettir. Duygularını, sınırlarını, sorumluluklarını, ilişkilerini ve kendini ifade etme biçimini zamanla öğrenir.
Bu yüzden çocuk hata yaptıkça değersizleşmez. Deneyim kazandıkça öğrenir, olgunlaşır ve güçlenir.
Anne baba olarak çocuğun hatasına öfkeyle, küçümsemeyle ya da utandırarak karşılık vermek; çocuğun öğrenmesini kolaylaştırmaz. Aksine, çocukta kaygı, yetersizlik ve içe kapanma oluşturabilir.
Çocuğun çabası desteklenmeli, cesareti kırılmamalı ve hatalarından dolayı kimliği hedef alınmamalıdır.
Eleştirirken Suçlama, Kıyaslama ve Utandırma
Çocuğun davranışı düzeltilirken kullanılan dil çok önemlidir. Eleştirirken suçlamak, kıyaslamak ve utandırmak çocuğun benlik algısını zedeler.
“Sen hep böylesin” demek yerine “Bu davranışın doğru değil, bunu birlikte düzeltmeliyiz” denilmelidir.
“Bak arkadaşın ne kadar başarılı” demek yerine “Senin de gelişebileceğin alanlar var, birlikte çalışabiliriz” denilmelidir.
“Beni rezil ettin” demek yerine “Bu davranışın sonucunu konuşmamız gerekiyor” denilmelidir.
Çünkü çocuğun ihtiyacı aşağılanmak değil, yönlendirilmektir. Utanmak değil, sorumluluk almayı öğrenmektir.
Sevgi Sınırsızlık Demek Değildir
Çocuğun benlik algısını desteklemek, her istediğini yapmak ya da her davranışını onaylamak anlamına gelmez. Sevgi ile sınırsızlık birbirine karıştırılmamalıdır.
Çocuk hem kabul görmeye hem de güven veren bir rehberliğe ihtiyaç duyar. Anne baba anlayış gösterirken otoriteyi tamamen çocuğa teslim etmemelidir. Çünkü sınırsız bırakılan çocuk, kendini güvende hissetmek yerine kontrolsüzleşebilir.
Sağlıklı ebeveynlik; çocuğu hem sevmek hem de ona sınır koyabilmektir. Hem duygusunu anlamak hem de davranışını düzenleyebilmektir. Hem yanında olmak hem de gerektiğinde rehberlik edebilmektir.
Sağlıklı Benlik Algısı Çocuğu Güçlendirir
Sağlıklı benlik algısına sahip çocuklar hata yapmaktan korkmaz, sorumluluk almaktan kaçmaz ve kendi değerlerini başkalarının onayına göre belirlemezler.
Bu çocuklar başarısız olduklarında tamamen yıkılmazlar. Eleştiri aldıklarında kendilerini bütünüyle değersiz hissetmezler. Zorlandıklarında yardım isteyebilirler. Kendilerini geliştirebileceklerine inanırlar.
Bunun temeli ise çocuklukta anne babadan aldıkları mesajlarda saklıdır.
Bir çocuk anne babasından “Sen değerlisin”, “Hata yapsan da öğrenebilirsin”, “Çabanı görüyorum”, “Sana güveniyorum”, “Yanlış davranışını düzelteceğiz ama seni değersizleştirmeyeceğiz” mesajını aldığında iç dünyasında daha sağlam bir benlik algısı inşa eder.
Sonuç: Çocuğun Potansiyelini Ortaya Çıkaran Şey Güvenli Benlik Algısıdır
Çocuğun potansiyelini belirleyen şey yalnızca zekâsı değildir. Çocuğun kendini nasıl gördüğü, kendi gücüne ne kadar inandığı ve hata yaptığında değerinin eksilmediğini bilmesi de potansiyelini doğrudan etkiler.
Anne baba olarak çocuğun kusursuz olmasını beklemek yerine, onun gelişmekte olan bir emanet olduğunu hatırlamak gerekir.
Çocuğunun çabasını destekle. Hatalarından dolayı kişiliğini hedef alma. Onu kıyaslama, utandırma, ezme. Yanlış davranışını düzelt ama değer duygusunu kırma.
Çünkü güçlü bir benlik algısı, çocuğun hayat boyunca taşıyacağı en kıymetli iç kaynaklardan biridir.
Müjde Yahşi

