“Flört dönemindeki o neşeli, esprili, romantik adam evlenmemizle birlikte; ruhsuz, duygusuz, donuk bir adama döndü. Eşim evlilik öncesi bana rol mü yaptı yoksa başka birşey mi var bilmiyorum, bugüne kadar çok yol aradım ama bulamadım“ diyerek gelen bir çift…

Evlilik öncesi dönemde çiftler birbirlerine kendilerinin en olumlu taraflarını yansıtmaya çalışır ve karşı tarafın gönlünü kazanmak için uğraşır. Kendisinin olumsuz tarafını saklamak için ise bazı maskeler kullanabilir. İşte kişi bu maskelere bazen bilinçdışı bazen ise bilinçli şekilde yönelir. Bunu iyi ayırt etmek gerekir.

Flört döneminde kullanılan maskeler aile olduktan sonra bilinçdışı yansımalar şeklinde olur, bu şu ihtimal demek; flört dönemindeyken eşin aslında en çok görünmek istediği haliyle sana yaklaştı lakin ne zaman ki aile oldunuz eşin kendi ailesinde ne gördüyse, ne yaşadıysa, neyi özümsediyse onlar seninle evlenip aile olunca şimdi açığa çıktı.

Örneğin enerjisi düşük, monoton, günlük ritüllerden başka evde bir akışın olmadığı renksiz bir evde büyüyen bir yetişkinin çocukluk döneminde duygusal ihmale uğraması kaçınılmazdır.

Bunu şöyle düşün; çocuklarının yanında ayıp olur diye birbirlerine sevgisini hiç göstermeyen bir anne baba. Ortama neşe saçacak gülüşüp şakalaşmaların hiç olmadığı bir atmosfer. Hatta büyüklerin yanında çocuğunu kucağa almanın, çocuğu öpmenin ve çocuklarına oğlum kızım demenin ayıp olduğu bir kültür. Hep bir ciddiyet ve hep bir durgunluk. Sanki hayat, katı kurallar üzerinde kurulu, siyah beyaz dışında renklerin olmadığı bir sistemmiş gibi…

“Eşim aslında böyle biri değil, başkalarının yanında neşe dolu, muhabbeti keyifli biri; onun bu durgunluğu ve isteksizliği sadece evde” diyerek dertlendiğin şey aslında, eşinin çocukluğunda büyüdüğü aile ortamının bugünkü aile ortamıyla tetiklenmesidir.

Değerli insan, kendi aileni kurarken çocukluğundaki ailenin negatif taraflarını heybende getirme. Pozitif enerjini yüksek tut, günlük ritüellerin dışına çık, aileni monotonluktan uzak tut. Zira biz nasıl bir aile ortamında büyüdüysek, evlendikten sonraki aile hayatımızın da öyle olması gerektiğini zannederiz ve bilinçdışı maske takmaya başlarız. Oysa ki aile olmak bilinçli bir farkındalığı ve çocukluk travmalarımızdan sıyrılmayı gerektirir. Eğer bunu başaramazsak nesilden nesile heybemizde olumsuz duygusal aktarımlarımızı taşımaya devam ederiz. Unutma ki bunu başardığımızda ancak bilinçdışı kullandığımız maskemizi de atabiliriz.

Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi