Tartışmadan Kaçmak Sorunu Çözmez, Sadece Erteler
“Hocam, eşimle ne zaman bir sorunu konuşmaya çalışsam ya susuyor, ya odadan çıkıp gidiyor ya da günlerce benimle konuşmuyor. Tartışma çıkmasın diye yaptığını söylüyor ama sorunlarımız hiç çözülmüyor.”
Bu durum birçok evlilikte karşımıza çıkıyor.
Eşlerden biri konuşmak, anlamak, anlatmak ve meseleyi çözmek isterken; diğeri susarak, uzaklaşarak ya da ortamı terk ederek gerilimi azaltmaya çalışıyor. İlk bakışta bu tutum “kavga çıkmasın” diye yapılmış gibi görünse de çoğu zaman ilişkinin içindeki problemi çözmez. Sadece erteler.
Oysa ertelenen her sorun, zamanla daha büyük bir kırgınlığa dönüşür.
Tartışmadan Kaçmak Neden Sorunu Çözmez?
Birçok kişi, tartışmadan kaçmayı ilişkiyi korumak zanneder. “Ben susuyorum ki büyümesin”, “Ortam gerilmesin diye konuşmuyorum”, “Tartışma çıkmasın diye uzaklaşıyorum” diyebilir.
Fakat burada önemli bir ayrım vardır: Sakinleşmek için kısa bir mola vermek sağlıklıdır; sorunu konuşmamak için sürekli kaçmak sağlıklı değildir.
Çünkü konuşulmayan problem, ortadan kalkmış olmaz. Sadece görünmez bir yere itilir. Eşler o an kavga etmemiş olabilir; fakat mesele çözülmediği için içeride kırgınlık, öfke, güvensizlik ve uzaklık birikmeye devam eder.
İlişkilerde asıl yıpratıcı olan şey her zaman sorun yaşamak değildir. Asıl yıpratıcı olan, yaşanan sorunun konuşulamaması, anlaşılamaması ve onarılamamasıdır.
Konuşmak ile İletişim Kurmak Aynı Şey Değildir
Birçok kişi, iletişim kurmak ile konuşmayı aynı şey sanır. Oysa bunlar farklı becerilerdir.
Saatlerce konuşabilirsiniz ama birbirinizi hiç anlamamış olabilirsiniz. Biri sürekli kendini savunur, diğeri sürekli suçlar; biri anlatır, diğeri dinlemez; biri duygusunu ifade eder, diğeri meseleyi küçümser. Böyle bir konuşma, iletişim değil; çoğu zaman karşılıklı yorgunluk üretir.
Gerçek iletişim; karşı tarafın ne söylediğini duymak, ne hissettiğini anlamaya çalışmak ve çözüm üretmek için çaba göstermektir.
Evlilikte iletişim, sadece “ben ne düşünüyorum?” demek değildir. Aynı zamanda “eşim bunu neden böyle yaşıyor, bu mesele onda hangi duyguyu uyandırıyor?” diye bakabilmektir.
Kadın Neden Konuşmak İster?
Genellikle kadınlar, yaşadıkları problemi konuşarak çözmeye çalışır. Çünkü konuşmak onlar için yalnızca bir sorunu dile getirmek değildir; anlaşılmak, görülmek, duygularını paylaşmak ve ilişkiyi onarmak anlamına gelir.
Bir kadın, eşine tekrar tekrar aynı konuyu açıyorsa, çoğu zaman kavga etmek istediği için değil; duyulmadığını, anlaşılmadığını ve duygusunun karşılık bulmadığını hissettiği için konuşuyordur.
Kadının konuşma ihtiyacını “dırdır”, “abartı” ya da “sürekli problem çıkarma” olarak görmek, evlilikte duygusal mesafeyi artırır. Çünkü anlaşılmadığını hisseden kişi zamanla daha çok öfkelenir, daha çok kırılır ve daha çok uzaklaşır.
Eşinin duygusunu küçümseyen kişi, farkında olmadan ilişkinin bağını zayıflatır.
Erkek Neden Geri Çekilir?
Bazı erkekler ise tartışmanın büyümesinden, eleştirilmekten, suçlanmaktan ya da yetersiz görünmekten kaçındığı için geri çekilmeyi tercih eder.
Kimi susar.
Kimi küser.
Kimi odadan çıkar.
Kimi evi terk eder.
Kimi de günlerce hiçbir şey olmamış gibi davranır.
Bu geri çekilmenin altında her zaman umursamazlık olmayabilir. Bazen kişi duygusunu nasıl ifade edeceğini bilemez. Bazen öfkesini kontrol edemeyeceğinden korkar. Bazen de konuşursa daha çok suçlanacağını düşünür.
Ancak sebebi ne olursa olsun, sürekli susmak ve uzaklaşmak evlilikte çözüm üretmez. Tam tersine eşin zihninde şu duyguyu büyütebilir:
“Benim duygum önemsenmiyor.”
“Ben yine yalnız kaldım.”
“Bu evlilikte sorunları tek başıma taşıyorum.”
“Eşim beni anlamaya çalışmıyor.”
Bu duygular zamanla evlilik bağını zedeler.
Sorunu Küçümsemek Eşi Uzaklaştırır
Sorun yaşayan bazı kişiler, karşı tarafın yaşadığı sıkıntıyı küçümsemeye eğilim gösterebilir.
“Bunda büyütecek ne var?”
“Sen de her şeyi kafana takıyorsun.”
“Bu kadar abartılacak bir şey değil.”
“Yine aynı konuyu açtın.”
“Benim için mesele yok, sen büyütüyorsun.”
Fakat bir sorunun sizin için küçük olması, eşiniz için de küçük olduğu anlamına gelmez.
Evlilikte önemli olan yalnızca olayın kendisi değildir. O olayın eşinizde bıraktığı duygudur. Bazen küçük gibi görünen bir mesele, eşinizin yıllardır anlaşılmayan bir yarasına dokunabilir. Bazen basit zannettiğiniz bir davranış, eşinizde değersizlik, yalnızlık ya da önemsenmeme hissini tetikleyebilir.
Bu yüzden “Bunda ne var?” demek yerine, “Bu seni neden bu kadar incitti, anlamak istiyorum” diyebilmek evliliği onaran bir yaklaşımdır.
Haklı Olmak mı, Anlaşılmak mı?
İlişkilerde çoğu tartışma, kimin haklı olduğuna kilitlendiği için çözümsüz kalır. Eşlerden biri kendi haklılığını ispat etmeye çalışırken, diğeri anlaşılmadığı için daha çok savunmaya geçer.
Oysa evlilik bir mahkeme salonu değildir. Eşler de birbirinin rakibi değildir.
İlişkilerde önemli olan, kimin haklı çıktığı değil; tarafların birbirini anlayabilmesidir.
Bazen haklı olabilirsiniz ama eşinizi kaybedebilirsiniz. Bazen cümleleriniz doğru olabilir ama üslubunuz incitici olduğu için karşı tarafa ulaşmayabilir. Bazen de meseleyi kazanırsınız ama ilişkinin duygusal bağını zayıflatırsınız.
Bu yüzden evlilikte asıl hedef “ben kazandım” demek değil; “biz bu sorunu birlikte çözebiliriz” diyebilmektir.
Susmak Bazen Bir Cezaya Dönüşebilir
Elbette her tartışma anında konuşmak mümkün olmayabilir. İnsan bazen öfkelenir, yorulur, gerilir ve sakinleşmek için zamana ihtiyaç duyar. Bu çok doğaldır.
Ancak sağlıklı olan; uzaklaşıp günlerce susmak değil, sakinleştikten sonra yeniden dönüp konuşabilmektir.
Çünkü uzun süreli suskunluk, ilişkide çoğu zaman pasif bir cezaya dönüşür. Eşlerden biri konuşmak isterken diğerinin günlerce sessiz kalması, karşı tarafta değersizlik ve terk edilmişlik hissi oluşturabilir.
Sükûnet başka şeydir, küserek cezalandırmak başka şeydir.
Sakinleşmek için mola veren kişi, eşine şu mesajı verebilmelidir:
“Şu an çok gerildim. Sağlıklı konuşamayacağım. Biraz sakinleşmek istiyorum ama bu konuyu sonra konuşacağız.”
Bu cümle, hem sınır koyar hem de ilişkiyi ortada bırakmaz.
Kaçınmak İlişkide Görünmez Duvarlar Örer
Sorundan kaçmak kısa vadede rahatlatıcı gelebilir. Tartışma büyümemiş olur, sesler yükselmemiş olur, o anlık gerginlik durmuş gibi görünür.
Ancak uzun vadede eşler arasında görünmez duvarlar örer.
Konuşulmayan her problem, çözülemeyen her kırgınlık, ertelenen her duygu zamanla ilişkinin yükünü artırır. Bir süre sonra eşler aynı evde yaşar ama birbirine içini açamaz hâle gelir.
Beden aynı evdedir ama duygu uzaklaşmıştır.
Sofra aynıdır ama sohbet azalmıştır.
Günlük işler devam eder ama kalp bağı zayıflamıştır.
Bu nedenle evlilikte sorunlardan kaçmak, çoğu zaman huzuru korumaz. Sadece sessiz bir uzaklaşma başlatır.
Yetişkin Olmak Duyguyu Yönetebilmektir
Yetişkin olmak yalnızca yaş almak değildir. Yetişkin olmak; duygularını yönetebilmek, öfkelendiğinde kendini kontrol edebilmek, karşı tarafın bakış açısını anlamaya çalışabilmek ve ilişkiyi koruyacak şekilde davranabilmektir.
Evlilikte her insan kırılabilir, öfkelenebilir, yorulabilir. Fakat olgunluk; bu duyguların ilişkiyi yakmasına izin vermemektir.
Bir eşin sürekli bağırması ne kadar yıpratıcıysa, diğer eşin sürekli susması da o kadar yıpratıcı olabilir. Çünkü biri ilişkiyi gürültüyle yorar, diğeri sessizlikle yalnızlaştırır.
Sağlıklı evlilik, ne bağırarak üstünlük kurmaktır ne de susarak cezalandırmaktır. Sağlıklı evlilik, zor konuları bile incitmeden konuşabilmeyi öğrenmektir.
Evlilikte Sağlıklı Tartışma Nasıl Olur?
Her evlilikte fikir ayrılığı olabilir. Her çift zaman zaman zorlanabilir. Önemli olan, tartışmanın ilişkiyi yıkıcı hâle getirilmemesidir.
Sağlıklı tartışmada eşler birbirini aşağılamaz.
Kişilik hedef alınmaz.
Eski defterler sürekli açılmaz.
Tehdit, hakaret ve terk etme cümleleri kullanılmaz.
Eşlerden biri konuşurken diğeri dinlemeye çalışır.
Sorun kişiye değil, davranışa odaklanılarak ele alınır.
Tartışma sonunda bir onarım cümlesi kurulabilir.
Bazen sadece şu cümle bile ilişkiyi yumuşatır:
“Seni kırmak istemiyorum. Bu konuyu çözmek istiyorum.”
Evlilikte her mesele tek konuşmada çözülmeyebilir. Ama eşler birbirini anlamaya niyet ettiğinde, aynı sorun artık bir savaşa değil, ortak bir çabaya dönüşür.
Sorunların Olması Evliliğin Bittiğini Göstermez
Unutma…
Sorunların olması evliliğin bittiğini göstermez. Her evlilikte meseleler, kırgınlıklar ve anlaşmazlıklar olabilir.
Asıl risk, sorunlar karşısında iletişim kurma becerisini kaybetmektir.
Çünkü güçlü evlilikler, hiç sorun yaşamayan insanların değil; sorunları konuşabilen, birbirini dinleyebilen, kırıldığında onarmaya çalışan ve kaçmak yerine ilişkiye dönebilen insanların kurduğu evliliklerdir.
Tartışmadan kaçmak sorunu çözmez, sadece erteler.
Ve ertelenen her sorun, bir gün daha ağır bir kırgınlık olarak geri dönebilir.
Müjde Yahşi

